- İstanbul bin kocadan bakire kalmış bir şehir. Gezdikçe kandini genç bir kadınla gezmiş gibi hissedersin.
- Üstüme varma İstanbul. Vardığı zaman, insanı yutar, artık benim malımsın der. Karasevdaya tutulmuş gibi, bir daha ayırılamazsın.
Sayfalar
- Ana Sayfa
- Potrem
- C.Borandağ Kimdir?
- Bozlar
- 46 AYNEN MARAŞ
- AQ Biriç
- Asker Oldum Piyade
- TKY
- Bir Şiirdir Yaşamak
- Fıkralar
- Kendini Yönetme İlt.
- Küçük Asker
- Türk Mutfağı
- Sözler Düşünceler
- Bir Şiirsin Sen
- Mehmetcik
- Pazarcık
- Nurhak
- Düşünüyorum O Halde Gülüyorum
- Bir Subayın Anatomisi
- Devrim Günlerinde Aşk
- Küçük Paris
- Çanakkale Geçilmez 1915
- Düşüncelerin Kaynağı
- Cem
- Sarıkamış
- Ulusal Kurtulus Savaşı
28 Temmuz 2017 Cuma
İSTANBUL
SAĞLIK
- Hastalık zor sürüne sürüne. Sağlığını koru gerine gerine.
- Benim eczabem pazarlar. Doktorlarım, neşe, muhabbet, sohbet.
- İstiklal caddesinde bir gezmek, on doktora bedel.
- Eğer İstanbul’a gitmek zoruna gidiyorsa, kızların gözlerine bakmaktan korkuyorsan, sen yaşlanmışsın demektir.
- Cennetin kapısından şişman olarak girilmez. Ağırlıkları bırakalım.
- Cemal abi sendeki göbek, köpüklü bira göbeği. Göbeğin kıymetini bilelim. Her an gidebilir.
- Rejim yapanlara soruyorum. Karamanın koyunu da ot yer ama, arkasında yağlı kuyruk var.
- Allah insanlara sıkıntı verirken, bazılarına maddi ve manevi sıkıntı, hastalık, yoksulluk, iflas vs… herşey kabulüm. Yeter ki sağlığımızı kaybetmeyelim.
- Mutlu yaşamanın, sağlıklı ve huzurlu yaşamanın temelinde, sağlıklı beslenme vardır.
- Okuma, düşünme, eleştirme, gezme, sevgi, güven. Umut yollarında sağlıklı yaşamla gezmeli insan.
- Benim profesör doktorlarım meyve ve sebzelerdir. Eczanelere para vereceğime, manava, pazara para veriyorum.
- Allah öyle bir organizma yaramış ki, vücudun kendi kendini onarması %99 iken, ilacın %1’dir. Onunda yan etkilerini hesaplarsak, etki azalır, belkide zararlı olur bazıları. Onun için doğal besinden ayrılmamamız lazım. Zaten ilaçlar doğal bitkilerden yapılmıyor mu?
- Alkol kanserden beter. Kanserden kurtulabilirsin, ama alkolden asla.
- Sağlığın yerinde ise, havan, suyun, ekmeğin var, kaında varsa, değma keyfine. Aslında mutlusun, mutlu olduğunun farkında değilsin.
- Cennetin kapısı dardır. Şişmanlar giremez.
- Ağız yemeyince, yüz gülmezmiş. Ye Memet ye, gül Memet gül.
- İçki kötülüklerin anasıdır. Ana başa taç imiş. Her derde ilaç imiş.
- Ağız yemeyince, yüz gülmezmiş. Şimdiye kadar yedik ne oldu?
- Kırkına kadar, can boğazdan gelir. Kırkından sonra, can boğazdan çıkar.
- Canını ve sağlığını düşünüyorsan, saat on, yatağa kon. Erken yat, erken kalk, kısmetin açık olsun.
- Sigara dumanı yel alır, parasını el alır, zehiri sana kalır. Zehir hafiye.
- İyi bir gün, iyi bir uykuyla başlar.
- Hastalığın kahrını çekmek zor. Allahın verdiği canı koru. İbadettir.
- Ruhunu neşeli tut, kolestrol uçar gider. Ikınma, tıksınma, sıkılma.
- Hiç hastalanmayan hayvan kılıçbalığı. Vay hayvanoğlu hayvan.
- Ben elli yaşındayım. Bardağın yarısı dolu diyenlerdenim. Bende öküz enerjisi var, bitmez, tükenmez.
- En iyi ilaç, moral ve yürüyüştür.
- Sevişerek epey efor sarfediyosun. Spora gerek yok. Yaşasın yatak sporu.
- Mide, çöplük değil, tıkamayalım. Açlıktan insanlar ölüyor.
LİDERLİK
- Etkin liderlik, personelin moralini, motivasyonunu olumlu etkiler.
- Lider, herkesin saatinin olmadığı ortamda, saati olan insandır. İleriyi görendir.
- Liderlik ve idarecilikte, tecrübenin çok önemi var.
- Bir ailede, bir şirkette, bir okulda, bir orduda rehberlik gücü, rehber danışmanlığı ne kadar güçlü ise, o birim o kadar güçlü olur.
- Devletin tarifi, zenginden alıp fakire vermesi gerekirken, tam tersini yapıyor.
KELİMELER, SÖZLER
- Kelimelerin o kadar anlamı yok. Önemli olan katılan anlam, yorum, söyleyiş tarzırdır.
- Kelimeler yalan söylerler ama, beden nadiren söyler.
- Söylenen her söz ok gibidir. Gider sahibini bulur.
- Afrikalılar, bir yaşlı öldüğünde, “bir kütüphane yandı” der.
- Her güzel söz bana şiir tadı veriyor.
- İnce ve kırılgan bir yalnızlığın, süzülen maviliğinde gördüğüm en güzel düş.
- Ev balkonsuz, erkek göbeksiz, ortam alkolsüz olmaz.
- Kulaktan dolan, ağızdan kaçıyor. Dedikodu dedikodu.
- Filler öleceği zaman, öleceği yere gidermiş.
- Erkek erkeğe yenen yemeğe ne denir? Menemen.
Kapımda Gül Gördüm
Kapımda yediveren gülü gördüm,
Yediveren gülü ise,
Hayat boyu güleceğim,
Neşen bol olsun.
Kapımda zakkum gördüm,
Zakkum çiçeği ise,
Hastalanacağım herhalde,
İlacı ayağıma geldi.
Kapımda nülüferi gördüm,
Sular üzerinde yüzüyordu.
Herkese nasip olmaz,
Güzelim türküsüyle geldi.
Kapımda kaktüs gördüm,
Gülü seven dikenine katlanır,
Çalılıkta çıplak ayakla yürüyorum,
Yolda yolak da kaldım.
Kapımda sümbül gördüm.
Sararmış ta,solmuş.
Sevgiye susamış gibi.
Boynuma sarıldı,sev dedi beni.
Kapımda lale gördüm.
Boynu bükük duruyordu.
Sevgiden nasibini almamış gibi.
Sarıldı bana,kısmetin olayım dedi.
Zordayı,gülüzardayım,lalezardayım.
Serap.serap serap.
Cemal Borandağ
28 Temmuz 2017
Sevgi dünyanın ikinci güneşidir.
Terkettiler.
Aşkta,Bermuda şeytan üçgenine düştüm.
Dayan çingene yüreğim,dayan.
Sevgilimi,ümidimi kaybettim.
Hiç bir sevgilimden,
Ayrılmadım.
Terkettiler.
İstanbul'un kadını kız,
Kızları bebek gibi.
Güzele bakmak sevaptır,
Dediler.
Suçum güzele bakmak.
Cezama razıyım.
Terek edildim,
(Allahsızlar,imansızlar,kitapsızlar,vicdansızlar.Arabesk.)
Üzülme dostum,anneler ne güzeller doğuruyorlar.
Cemal Borandağ
28 Temmuz 2017
Yananı görür Allah.
EREN
Gençken,akıl bir karış havada.
Kavak yelleri eser ruhunda.
İdealist duygular hakim.
Hayat hep böyle olsa.
Kırkını geçen alçaktır,der Bernard Swav
Ellisinde bütün erkekler bekar sayılır.
Güzellerin peşinde koş.
Becerdin becerdin,
Beceremediysen,spor yapmış olur,
Nefesin açılır.
Altmışında erenlere karışırsın.
Yetmişinde çan eğrisi gibi.
Sekseninde tonton dede.
Doksanında eşik beşik sallanır.
Öbür dünyaya.
Yüzünde birazda,
Cennette hurilerin tadına bakayım dersin.
Nede çabuk geçmiş ömrüm.
Kelebek gönlüm,
Kelebek gönlüm.
Cemal Borandağ
26 Temmuz 2017
Hayat her gün yeniden başlıyor.
25 Temmuz 2017 Salı
FIKRALAR-26 (10 KISA FIKRA)
TUTULMUŞ
Bizim Çelebi Musa kaya önünde “tutuldu tutuldu” diye haykırınca, “ ne tututldu?” “güneş mi tutuldu?” “hayrolsun” diye etrafına doluştular. Musa: “Ne güneşi, ne ayı be, benim kaynanamın dili tutuldu. Bir aydan önce açılmazmış. Demek ki bir aylık bir tatile girdik.” dedi.
FASULYE PİLAV
Fasulye ile pilav yiyen bir adamcağız gaz sancısı ile hekime gitti. Hekim ona baktı, baktı.
Ben dedi: Fasulye ve pilavı aynı lokantada yiyerek zehirlendim ve adli tıpa başvurdum.
Lokantayı kapatmalarını istedim. Adam:“Evet dedi” lokanta kapandı ama kalan yemekleri atmamışlar. Bugün gizli, gizli yarı fiyatına satıyorlar.
ŞAKALAR
Coni ile şaka ile tanışıp şaka ile dost olduk. Şaka ile birbirimize sarıldık birbirimizi sevdik. Bir gün Coni ciddi olarak yanımıza gel ipte izdivaç teklifi yapınca; şakayı bırak Coni dedim.
Bunun şimdi sırası mı? Coni ben şaka yapmıyorum dedi.
YANLIŞ
İki sevgili öpüşürken ağacın arkasına saklanıp ta gözetleyen biri bağırdı. Yanlış! Dedi. Aşıklar ürkerek etraflarına bakındılar. Sonra, saklanan adam ilave etti. Ben prodüktörüm dedi. Yanlış öpüşmelere asla tahammül edemem.
BİRAZ DAĞINIK
Ona sordular. O yanındaki kim dediler. “Sözlüm” dedi. Ya öbürü kim? O da gözlüm. Diğeri, ben onun gözlüsü. Yan taraftan geçene ne dersin? Oda beni gözetleyen derim. Ya penceredeki neden buraya bakıyor, çünkü ben ona bakıyorum da ondan.
HAZIR CEVAP
Arkadaşına sordu: Bu yıl pastırma yazını nerede ve nasıl geçireceksin? Diğeri şöyle cevap verdi. Pastırmacının oğlu ile evlenip Kayseri’ye balayına gideceğim.
TERBİYESİZ
Çocuğun terbiyesini bozuk bulan baba, çocuğunu bir kenara çekip nasihat etmeye kaktı.
Oğlum dedi: bu aralar senin terbiyen çok bozuldu gidişini hiç beğenmiyorum. Çocuk: rahat bir şekilde cevap verdi. Peki, baba dedi. Bugün anneme tembih et de, benim önüme biraz terbiyeli bir şeyler koysun onları yiyeyim.
LOKANTADA
Lokantanın büfesinde bardakları durulamakla meşgul olan garsona, uzaktan seyreden iki müşteri bir yandan da oradan buradan laflıyorlardı. Bir ara garson bardağın birinde leke görünce bardağı ağzı ile üfledi. Sonra da, hafif tükürerek bardağı parlatmaya başladı. Yanındaki zat dayanamayarak ona, bu yaptığın olacak iş değil dedi. Burada su veya çay içen herkes senin tükürük okkanı kullanıyor. Garson, yüzsüz bir şekilde cevap verdi. Ne yapalım bayım dedi. Kabahat bizde değil. Belediye suları kesti. Bu yüzden ağzımdaki tükürüğüm kurudu. Bende gidip patronumdan zam isteyeceğim.
İKİ DOKTOR
İki doktor konuşuyorlardı. Biri diğerine ben her gün öğleden sonra dağılan kafamı bir fincan kahve ile toparlıyordum. Sonra, iki fincana daha ileriki günlerde üç fincana çıktı. Karımda isyan etmeye başladı artık. Bundan sonra eve kafanı dağıtmadan gel yoksa ben senin kafanı dağıtırım. Diğer doktor dinledikleri karşısında hayrete düştü. Sende bunu dinledin. Amma da kılıbıkmışsın. Diğeri; dinlemeye dinledim ama pek kılıbık sayılmam, bende kahvelerimi çay salonunda içip eve akşam geç gidiyorum.
DEVLET BAŞKANI
Ukalanın birini devlet başına getirip cumhurbaşkanı yapmışlar. Adam kendini şaşırmışlardanmış. Her gün erkânı toplar gösteriş teftişleri yaparmış. Nihayet günün birinde piyasadaki …….. Dayanamayıp yoluna çıkmış ve seslenmiş. “Beyim” demiş. Biz seni o kadar çok gördük ki, lakin birazda sen bizi görsen çok iyi olacak, yoksa gözlerin mi hasta.
Bizim Çelebi Musa kaya önünde “tutuldu tutuldu” diye haykırınca, “ ne tututldu?” “güneş mi tutuldu?” “hayrolsun” diye etrafına doluştular. Musa: “Ne güneşi, ne ayı be, benim kaynanamın dili tutuldu. Bir aydan önce açılmazmış. Demek ki bir aylık bir tatile girdik.” dedi.
FASULYE PİLAV
Fasulye ile pilav yiyen bir adamcağız gaz sancısı ile hekime gitti. Hekim ona baktı, baktı.
Ben dedi: Fasulye ve pilavı aynı lokantada yiyerek zehirlendim ve adli tıpa başvurdum.
Lokantayı kapatmalarını istedim. Adam:“Evet dedi” lokanta kapandı ama kalan yemekleri atmamışlar. Bugün gizli, gizli yarı fiyatına satıyorlar.
ŞAKALAR
Coni ile şaka ile tanışıp şaka ile dost olduk. Şaka ile birbirimize sarıldık birbirimizi sevdik. Bir gün Coni ciddi olarak yanımıza gel ipte izdivaç teklifi yapınca; şakayı bırak Coni dedim.
Bunun şimdi sırası mı? Coni ben şaka yapmıyorum dedi.
YANLIŞ
İki sevgili öpüşürken ağacın arkasına saklanıp ta gözetleyen biri bağırdı. Yanlış! Dedi. Aşıklar ürkerek etraflarına bakındılar. Sonra, saklanan adam ilave etti. Ben prodüktörüm dedi. Yanlış öpüşmelere asla tahammül edemem.
BİRAZ DAĞINIK
Ona sordular. O yanındaki kim dediler. “Sözlüm” dedi. Ya öbürü kim? O da gözlüm. Diğeri, ben onun gözlüsü. Yan taraftan geçene ne dersin? Oda beni gözetleyen derim. Ya penceredeki neden buraya bakıyor, çünkü ben ona bakıyorum da ondan.
HAZIR CEVAP
Arkadaşına sordu: Bu yıl pastırma yazını nerede ve nasıl geçireceksin? Diğeri şöyle cevap verdi. Pastırmacının oğlu ile evlenip Kayseri’ye balayına gideceğim.
TERBİYESİZ
Çocuğun terbiyesini bozuk bulan baba, çocuğunu bir kenara çekip nasihat etmeye kaktı.
Oğlum dedi: bu aralar senin terbiyen çok bozuldu gidişini hiç beğenmiyorum. Çocuk: rahat bir şekilde cevap verdi. Peki, baba dedi. Bugün anneme tembih et de, benim önüme biraz terbiyeli bir şeyler koysun onları yiyeyim.
LOKANTADA
Lokantanın büfesinde bardakları durulamakla meşgul olan garsona, uzaktan seyreden iki müşteri bir yandan da oradan buradan laflıyorlardı. Bir ara garson bardağın birinde leke görünce bardağı ağzı ile üfledi. Sonra da, hafif tükürerek bardağı parlatmaya başladı. Yanındaki zat dayanamayarak ona, bu yaptığın olacak iş değil dedi. Burada su veya çay içen herkes senin tükürük okkanı kullanıyor. Garson, yüzsüz bir şekilde cevap verdi. Ne yapalım bayım dedi. Kabahat bizde değil. Belediye suları kesti. Bu yüzden ağzımdaki tükürüğüm kurudu. Bende gidip patronumdan zam isteyeceğim.
İKİ DOKTOR
İki doktor konuşuyorlardı. Biri diğerine ben her gün öğleden sonra dağılan kafamı bir fincan kahve ile toparlıyordum. Sonra, iki fincana daha ileriki günlerde üç fincana çıktı. Karımda isyan etmeye başladı artık. Bundan sonra eve kafanı dağıtmadan gel yoksa ben senin kafanı dağıtırım. Diğer doktor dinledikleri karşısında hayrete düştü. Sende bunu dinledin. Amma da kılıbıkmışsın. Diğeri; dinlemeye dinledim ama pek kılıbık sayılmam, bende kahvelerimi çay salonunda içip eve akşam geç gidiyorum.
DEVLET BAŞKANI
Ukalanın birini devlet başına getirip cumhurbaşkanı yapmışlar. Adam kendini şaşırmışlardanmış. Her gün erkânı toplar gösteriş teftişleri yaparmış. Nihayet günün birinde piyasadaki …….. Dayanamayıp yoluna çıkmış ve seslenmiş. “Beyim” demiş. Biz seni o kadar çok gördük ki, lakin birazda sen bizi görsen çok iyi olacak, yoksa gözlerin mi hasta.
FIKRALAR-25 (10 KISA FIKRA)
ÖLME İSTEĞİ
Sevgilisi kaçınca “ölmek istiyorum” diye cama doğru koşan genci zor yakalayıp tuttular. Ona, kaçan biri için hiç ölünür mü? Dediler. İstersen onu kovala ama yakalayamazsın! Başka birisini kovalarsın olur biter.
ET SUYU
Doktora giden hasta, doktora sordu. Dermansızlığa karşı ne tavsiye edersiniz? Doktor biraz düşündükten sonra et suyu tavsiye ederim dedi. Hasta bu tavsiyeyi yerine getirince 15 gün sonra, doktora gidip doktor tavsiyenizi yerine getirdim ama çare olmadı. Doktor, et suyunuzu kim hazırladı? Anneniz mi? Karınız mı? Dedi. Adam, kaynanam hazırlıyor dedi. Öyleyse o sana etin 2. veya 3. suyunu veriyordur. Sana tavsiyem et suyunu kendin hazırla ve etin parçalarını da yemeye çalış.
ÇARE BULMUŞ
Delikanlı uzun zamandır iyi içemeyen arkadaşlarının toplandığı buldum, buldum diyerek içeri girdi. Arkadaşları neyi buldun diye merakla sordular. Delikanlı: ne olacak iyi süt içebilmenin yollarını. Bakın dedi ben her gün bir kilo süt içiyorum onu bir bardak kalana kadar kaynatıyorum. Sütün suyu uçuyor ve özü kalıyor. Halis süt oluyor. Bende halis sütü içmiş oluyorum. Ama biraz pahalı ve emekli bir iş dedi. Arkadaşları onun bu buluşuna itiraz etti.
Aynı işlemi bende yaptım, süt bir bardak kalınca ne göreyim kala, kala birikintisi kalmış. Gene seferden bol elle dönmüş olduk.
TELAŞTAN
Hanımlar bir araya gelmişlerdi. Uzun süre aralarından ayrılan bir hanıma sitem etmeye başladılar. “ayol” dediler sen nerelerdesin duyduğumuza göre kızını evlendirmişsin. İnsan hiç eşine dostuna haber vermez mi? Hanım, evet çok haklısınız telaştan, çünkü sadece kızımı değil kocamı da evlendirdim. İki düğün yapmak kolay değil! Adamda kafa kalmıyor.
ROMAN YAZACAKMIŞ!
Roman yazmaya başlıyorum diyerek kalemini kâğıdını odasına çıkan genç delikanlı, epey bir süre odasından çıkmayınca annesi onu yemeğe çağıma bahanesiyle odasına girdiğinde ne görsün yeni aldığı kalem bitmiş ucu kalmıştı. Oğlum dedi annesi, bu kadar çok yazmak daha pahalı kalemini bitirmişsin. Yorulacaksın! Oğlu, daha henüz bir şey yazmış değilim. Şimdiye kadar aklıma bir şey gelmeyince sürekli kalemimi yonttum.
EZAN
Köyün imamının genç ve güzel bir karısı varmış. İmam her gün muntazam camiye çıkıp ezan okurmuş. Lakin bir gün imam biraz hastalanmış. Minareye çıkacak hali yokmuş. Ne yapayım diye düşünmüş. Göz alışkanlığı öğlen olunca herkes beni minarede görmek ister demiş. Karısı: merak etme bey demiş. Cübbeyi ve sarığı ver bana her gün ben okurum ezanı demiş. Kadın, cübbeyi giymiş sarığını takmış çıkmış minareye başlamış ezanı okumaya. Lakin köyün erkekleri durumu anlamışlar. Minareden in hatun diye bağırmaya başlamışlar. Hepimiz abdestliyiz, bizim hanıma değil imama ihtiyacımız var demişler.
ÇORBA
Sormayın! Dün akşam kayın validemi çöp tenekesinin başında telaş için de gördüm. Merak edip yanına sokuldum. Valide hanım bir şey mi var? Diye sordum. O da evet dedi. Et paketinin içinde çorba yapmak için ayırdığım iki büyük kemik vardı. Bir tanesini demin köpeğin ağzında kaçarken yakaladım. Şimdi ise diğerini arıyorum. Yanlışlıkla paketi açıp buraya atmışlar. Bulamazsam akşamın çorbası neyle olacak!
ISPANAK
Odaya girdiğim zaman bizim çimdik Salih bir şeyler yazıp duruyordu. Sonra yüzüme bile bakmadan yazıyı katladı, zarfın içine koyup zarfı kapattı. Adresi yazmadan dayanamayarak “çimdik” dedim. Bu ne telaş böyle ne yazdın! Zarfın üzerinde TRT yazılı, aaa dedim büro için bir reklam mı? O bana ne reklamı yahu dedi. T.R.T ye yazdım mizah filmlerine değişik türde bir yemeğin faydalarını anlatan diğer film konusu onu da koyup oynatsınlar. Zira hep ıspanağın kuvvetine ait oynayalı evde karım bir tencere ıspanak, kayın validem 2. tencere ıspanağı ateşe bindiriyor. Ateşten ıspanak yemeğinin biri binip biri iniyor. Vallahi başka yemek yapmaz oldular. Çimdik çok haklısın iyi ki bu mektubu yazarken gördüm. Zira bizimkiler de bu ara reçeli dahi ıspanaktan yapmaya başladılar.
MEĞERSE
Geçen gün sokakta gidiyorum. Önümde sarışın boylu poslu bir kadın gidiyor. Baktım, yürüyüşü hali tavrı o kadar hoşuma gitti ki düştüm arkasına. Eh, insanın arasıra biraz değişikliğe de ihtiyacı var. Yanına yaklaşıp baktım. Gözünde kara bir gözlük var. Ona yavaşça seslenerek “görüşebilir miyiz? Size hayranım.” dedim. O da: “Rica ederim beni rahatsız etmeyin. ” dedi. Lakin ben ısrarla takip ettim.
Tenha bir yerde fırsatını bulup tekrar yolunu kestim. Israrla görüşme isteğimi söyledim. Kadın yüzüme şöyle bir baktı ve: “Haludun, sen utanmıyor musun hiç? Bırak da yoluma gideyim. Zira konken partisine gecikeceğim.”
Birdenbire toparlandım. Meğerse ben karımın peşine düşmüşüm haberim yok. Siyah saçlarının üstüne sarı ve uzun bir peruk takmış, gözüne de kara gözlükler takıp göz kenarlarındaki kırışıklıkları da örtmüş. Korse takmış, giyinip kuşanmış bir genç kız olmuş. Ben nasıl tanıyım onu? Hemen: “Karıcığım, sen geceleri evde de böyle olursan ben seninle yatakta bile konken oynamaya hazırım” dedim.
YEMEK
Yemek o kadar uzun sürmüştü ki, misafirlerden birirsi masaya yaklaşarak “Yemeğiniz hâlâ bitmedi mi? Bu ne kadar uzun süren bir yemek” dedi. Yemektekilerden biri ayağa kalkarak “bizim yediğimiz sadece kendimizin yemeği değil. Yemekte başkalarının da hakkı var. O kadar çabuk biter mi hiç dostum?” dedi.
Sevgilisi kaçınca “ölmek istiyorum” diye cama doğru koşan genci zor yakalayıp tuttular. Ona, kaçan biri için hiç ölünür mü? Dediler. İstersen onu kovala ama yakalayamazsın! Başka birisini kovalarsın olur biter.
ET SUYU
Doktora giden hasta, doktora sordu. Dermansızlığa karşı ne tavsiye edersiniz? Doktor biraz düşündükten sonra et suyu tavsiye ederim dedi. Hasta bu tavsiyeyi yerine getirince 15 gün sonra, doktora gidip doktor tavsiyenizi yerine getirdim ama çare olmadı. Doktor, et suyunuzu kim hazırladı? Anneniz mi? Karınız mı? Dedi. Adam, kaynanam hazırlıyor dedi. Öyleyse o sana etin 2. veya 3. suyunu veriyordur. Sana tavsiyem et suyunu kendin hazırla ve etin parçalarını da yemeye çalış.
ÇARE BULMUŞ
Delikanlı uzun zamandır iyi içemeyen arkadaşlarının toplandığı buldum, buldum diyerek içeri girdi. Arkadaşları neyi buldun diye merakla sordular. Delikanlı: ne olacak iyi süt içebilmenin yollarını. Bakın dedi ben her gün bir kilo süt içiyorum onu bir bardak kalana kadar kaynatıyorum. Sütün suyu uçuyor ve özü kalıyor. Halis süt oluyor. Bende halis sütü içmiş oluyorum. Ama biraz pahalı ve emekli bir iş dedi. Arkadaşları onun bu buluşuna itiraz etti.
Aynı işlemi bende yaptım, süt bir bardak kalınca ne göreyim kala, kala birikintisi kalmış. Gene seferden bol elle dönmüş olduk.
TELAŞTAN
Hanımlar bir araya gelmişlerdi. Uzun süre aralarından ayrılan bir hanıma sitem etmeye başladılar. “ayol” dediler sen nerelerdesin duyduğumuza göre kızını evlendirmişsin. İnsan hiç eşine dostuna haber vermez mi? Hanım, evet çok haklısınız telaştan, çünkü sadece kızımı değil kocamı da evlendirdim. İki düğün yapmak kolay değil! Adamda kafa kalmıyor.
ROMAN YAZACAKMIŞ!
Roman yazmaya başlıyorum diyerek kalemini kâğıdını odasına çıkan genç delikanlı, epey bir süre odasından çıkmayınca annesi onu yemeğe çağıma bahanesiyle odasına girdiğinde ne görsün yeni aldığı kalem bitmiş ucu kalmıştı. Oğlum dedi annesi, bu kadar çok yazmak daha pahalı kalemini bitirmişsin. Yorulacaksın! Oğlu, daha henüz bir şey yazmış değilim. Şimdiye kadar aklıma bir şey gelmeyince sürekli kalemimi yonttum.
EZAN
Köyün imamının genç ve güzel bir karısı varmış. İmam her gün muntazam camiye çıkıp ezan okurmuş. Lakin bir gün imam biraz hastalanmış. Minareye çıkacak hali yokmuş. Ne yapayım diye düşünmüş. Göz alışkanlığı öğlen olunca herkes beni minarede görmek ister demiş. Karısı: merak etme bey demiş. Cübbeyi ve sarığı ver bana her gün ben okurum ezanı demiş. Kadın, cübbeyi giymiş sarığını takmış çıkmış minareye başlamış ezanı okumaya. Lakin köyün erkekleri durumu anlamışlar. Minareden in hatun diye bağırmaya başlamışlar. Hepimiz abdestliyiz, bizim hanıma değil imama ihtiyacımız var demişler.
ÇORBA
Sormayın! Dün akşam kayın validemi çöp tenekesinin başında telaş için de gördüm. Merak edip yanına sokuldum. Valide hanım bir şey mi var? Diye sordum. O da evet dedi. Et paketinin içinde çorba yapmak için ayırdığım iki büyük kemik vardı. Bir tanesini demin köpeğin ağzında kaçarken yakaladım. Şimdi ise diğerini arıyorum. Yanlışlıkla paketi açıp buraya atmışlar. Bulamazsam akşamın çorbası neyle olacak!
ISPANAK
Odaya girdiğim zaman bizim çimdik Salih bir şeyler yazıp duruyordu. Sonra yüzüme bile bakmadan yazıyı katladı, zarfın içine koyup zarfı kapattı. Adresi yazmadan dayanamayarak “çimdik” dedim. Bu ne telaş böyle ne yazdın! Zarfın üzerinde TRT yazılı, aaa dedim büro için bir reklam mı? O bana ne reklamı yahu dedi. T.R.T ye yazdım mizah filmlerine değişik türde bir yemeğin faydalarını anlatan diğer film konusu onu da koyup oynatsınlar. Zira hep ıspanağın kuvvetine ait oynayalı evde karım bir tencere ıspanak, kayın validem 2. tencere ıspanağı ateşe bindiriyor. Ateşten ıspanak yemeğinin biri binip biri iniyor. Vallahi başka yemek yapmaz oldular. Çimdik çok haklısın iyi ki bu mektubu yazarken gördüm. Zira bizimkiler de bu ara reçeli dahi ıspanaktan yapmaya başladılar.
MEĞERSE
Geçen gün sokakta gidiyorum. Önümde sarışın boylu poslu bir kadın gidiyor. Baktım, yürüyüşü hali tavrı o kadar hoşuma gitti ki düştüm arkasına. Eh, insanın arasıra biraz değişikliğe de ihtiyacı var. Yanına yaklaşıp baktım. Gözünde kara bir gözlük var. Ona yavaşça seslenerek “görüşebilir miyiz? Size hayranım.” dedim. O da: “Rica ederim beni rahatsız etmeyin. ” dedi. Lakin ben ısrarla takip ettim.
Tenha bir yerde fırsatını bulup tekrar yolunu kestim. Israrla görüşme isteğimi söyledim. Kadın yüzüme şöyle bir baktı ve: “Haludun, sen utanmıyor musun hiç? Bırak da yoluma gideyim. Zira konken partisine gecikeceğim.”
Birdenbire toparlandım. Meğerse ben karımın peşine düşmüşüm haberim yok. Siyah saçlarının üstüne sarı ve uzun bir peruk takmış, gözüne de kara gözlükler takıp göz kenarlarındaki kırışıklıkları da örtmüş. Korse takmış, giyinip kuşanmış bir genç kız olmuş. Ben nasıl tanıyım onu? Hemen: “Karıcığım, sen geceleri evde de böyle olursan ben seninle yatakta bile konken oynamaya hazırım” dedim.
YEMEK
Yemek o kadar uzun sürmüştü ki, misafirlerden birirsi masaya yaklaşarak “Yemeğiniz hâlâ bitmedi mi? Bu ne kadar uzun süren bir yemek” dedi. Yemektekilerden biri ayağa kalkarak “bizim yediğimiz sadece kendimizin yemeği değil. Yemekte başkalarının da hakkı var. O kadar çabuk biter mi hiç dostum?” dedi.
FIKRALAR-24 (10 KISA FIKRA)
TEMEL
Genç kız temele yaklaşıp “seni seviyorum” der. Senden ayrı yaşayamam her zaman birlikte olalım. Temel biraz düşünür, peki ama annen ne olacak? Onu ne yapacağım. Biraz önce aynı şeyleri oda söyledi de.
AVCI
Avcının biri her akşam eve gelirken elindeki yaban ördeğini karısın uzatıp, “bunu hizmetçiye ver temizlesin kızartsın” demiş. Hizmetçiden “peki” deyip hanımdan alıp pişirip masaya koymuş. Birkaç sabah hizmetçi kahvaltıya taze yumurta getirmeyince, evin hanımı merak edip tavuklar yumurtlamayı kestiler herhalde deyip kümese ineyim demiş. Lakin kümese yaklaşınca ne görsün! Yaban kazı kümesin içinde dolaşıp duruyor. Kümeste hiç tavuk kalmamış. Hanım bunu görünce, hizmetçiyi çağırmış. Buradaki tavuklara ne oldu? Diye sormuş. Sen gelen ördek ve kazları toplayıp tavukları pişirmişsin. Hizmetçi, ne yapayım! Demiş. Bir tanesini denedim düdüklüye sığmayınca kedi kapıp götürdü, bende çareyi bu yolda buldum
HERİFİN BİRİ
Herifin biri parkın havuzunda renk, renk balıkları görünce iştahı kabarmış canı balık çekmiş. Oltasını çıkarıp birkaç tane yakalayıp işine devam ederken uzaktaki park görevlisini elinde sopayla görünce yakaladığı balıkları hemen havuza geri bırakmış. Balıklar suyun yüzüne baygın bir şekilde çıkınca adam, foyasını saklayamayacağını anlamış. “ne o” demiş balıklara bekçiyi görünce bayıldınız mı?
ERKEK
Erkek karısına kızınca, “hayvan” diye bağırdı. Kadın buna üzülmüştü ama hiç sesini çıkarmadı. Biraz sonra kürkünü giyip kocasının kahvesini getirince, adam kızarak sen evde kürk giyecek kadar budalasın dedi.
Kadın bu söze dayanamadı ve cevap verdi. Hayvanlığa yakışabilmem için postumu tamamladım ama ayak adedim biraz noksan.
ADAMIN BİRİ
Adamın biri hafta başı gelince hemen yeni bir âşık bulur ona “seni seviyorum” diyerek ilanı aşk edermiş. Günün birinde onun bu durumunu görenlerden biri sormuş. Daha sen bir kadını sevmeden öbürünü sevmeye başlıyorsun! Hem her hafta başı başlıyorsun, hem de her hafta başı âşık değiştiriyorsun. Sen nebicim bir adamsın?
Adam: ya maalesef öyle oluyor, uzun zaman aynı insanın nazını çekecek hal kalmadı bende. Hafta başı haftalığımı alınca bir sinema parası ile kendime yeni bir âşık buluyorum. Bazen daha ismini bile ezberlemeden değişiyor. Haftalılar da 15 güne çıkınca ilişkilerimde uzun sürdü, adını dahi öğrendim. Galiba Nayimeydi.
HIRSLI KADIN
Hırsla şemsiyeyi kocasının kafasına indirince adam, “aman” dedi. Karıcığım evde yağmur falan yok hiçbir yerde de akmıyor. Lüzumsuz yere şemsiye kullanmanın ne anlamı var.
ANLAŞMAMAK
Arkadaşı sordu: evlendiğin gece karın soyununca ne yaptın? Dedi. Ne yapacağım! Derhal giyinip kapıyı çekerek sokağa fırladım.
AYRILMIŞ
Ahmet ten ayrıldıktan 3 ay sonra işimi kurup evlenmek üzereydim. Karşıma Nihat çıktı ve evlenmeme mani oldu. Şimdi hala bekliyorum. Nihat’ımı bekliyorsun? Hala işi neden uzattın? Yoo Nihat’ı çoktan terk ettim. Ama Asım iyiydi. Yeni karısından boşanıp dönmesi için bekliyorum.
FARA BENZİYOR MU?
Sevgilim gözlerimi tıpkı otomobil farına benzetiyor. Benimki ise otomobilin farlarını benim gözlerimi görebilmek için her zaman açık tutuyor.
ÖNCE
Evlenmeden önce bütçemizi yapalım dedik ve nişanlımı yanıma aldım. Tam o sıra makyaj konusuna gelince bana sordu. Ayda kaç kilo boya kullanıyorsun? Sen o kısmı boş bırak dedim. Makyajcıya sorarız, boya tartar terazi onda.
Genç kız temele yaklaşıp “seni seviyorum” der. Senden ayrı yaşayamam her zaman birlikte olalım. Temel biraz düşünür, peki ama annen ne olacak? Onu ne yapacağım. Biraz önce aynı şeyleri oda söyledi de.
AVCI
Avcının biri her akşam eve gelirken elindeki yaban ördeğini karısın uzatıp, “bunu hizmetçiye ver temizlesin kızartsın” demiş. Hizmetçiden “peki” deyip hanımdan alıp pişirip masaya koymuş. Birkaç sabah hizmetçi kahvaltıya taze yumurta getirmeyince, evin hanımı merak edip tavuklar yumurtlamayı kestiler herhalde deyip kümese ineyim demiş. Lakin kümese yaklaşınca ne görsün! Yaban kazı kümesin içinde dolaşıp duruyor. Kümeste hiç tavuk kalmamış. Hanım bunu görünce, hizmetçiyi çağırmış. Buradaki tavuklara ne oldu? Diye sormuş. Sen gelen ördek ve kazları toplayıp tavukları pişirmişsin. Hizmetçi, ne yapayım! Demiş. Bir tanesini denedim düdüklüye sığmayınca kedi kapıp götürdü, bende çareyi bu yolda buldum
HERİFİN BİRİ
Herifin biri parkın havuzunda renk, renk balıkları görünce iştahı kabarmış canı balık çekmiş. Oltasını çıkarıp birkaç tane yakalayıp işine devam ederken uzaktaki park görevlisini elinde sopayla görünce yakaladığı balıkları hemen havuza geri bırakmış. Balıklar suyun yüzüne baygın bir şekilde çıkınca adam, foyasını saklayamayacağını anlamış. “ne o” demiş balıklara bekçiyi görünce bayıldınız mı?
ERKEK
Erkek karısına kızınca, “hayvan” diye bağırdı. Kadın buna üzülmüştü ama hiç sesini çıkarmadı. Biraz sonra kürkünü giyip kocasının kahvesini getirince, adam kızarak sen evde kürk giyecek kadar budalasın dedi.
Kadın bu söze dayanamadı ve cevap verdi. Hayvanlığa yakışabilmem için postumu tamamladım ama ayak adedim biraz noksan.
ADAMIN BİRİ
Adamın biri hafta başı gelince hemen yeni bir âşık bulur ona “seni seviyorum” diyerek ilanı aşk edermiş. Günün birinde onun bu durumunu görenlerden biri sormuş. Daha sen bir kadını sevmeden öbürünü sevmeye başlıyorsun! Hem her hafta başı başlıyorsun, hem de her hafta başı âşık değiştiriyorsun. Sen nebicim bir adamsın?
Adam: ya maalesef öyle oluyor, uzun zaman aynı insanın nazını çekecek hal kalmadı bende. Hafta başı haftalığımı alınca bir sinema parası ile kendime yeni bir âşık buluyorum. Bazen daha ismini bile ezberlemeden değişiyor. Haftalılar da 15 güne çıkınca ilişkilerimde uzun sürdü, adını dahi öğrendim. Galiba Nayimeydi.
HIRSLI KADIN
Hırsla şemsiyeyi kocasının kafasına indirince adam, “aman” dedi. Karıcığım evde yağmur falan yok hiçbir yerde de akmıyor. Lüzumsuz yere şemsiye kullanmanın ne anlamı var.
ANLAŞMAMAK
Arkadaşı sordu: evlendiğin gece karın soyununca ne yaptın? Dedi. Ne yapacağım! Derhal giyinip kapıyı çekerek sokağa fırladım.
AYRILMIŞ
Ahmet ten ayrıldıktan 3 ay sonra işimi kurup evlenmek üzereydim. Karşıma Nihat çıktı ve evlenmeme mani oldu. Şimdi hala bekliyorum. Nihat’ımı bekliyorsun? Hala işi neden uzattın? Yoo Nihat’ı çoktan terk ettim. Ama Asım iyiydi. Yeni karısından boşanıp dönmesi için bekliyorum.
FARA BENZİYOR MU?
Sevgilim gözlerimi tıpkı otomobil farına benzetiyor. Benimki ise otomobilin farlarını benim gözlerimi görebilmek için her zaman açık tutuyor.
ÖNCE
Evlenmeden önce bütçemizi yapalım dedik ve nişanlımı yanıma aldım. Tam o sıra makyaj konusuna gelince bana sordu. Ayda kaç kilo boya kullanıyorsun? Sen o kısmı boş bırak dedim. Makyajcıya sorarız, boya tartar terazi onda.
FIKRALAR-23 (10 KISA FIKRA)
ZİYARETCİ
Hapislinin ziyaretçisi ne yediniz diye hal hatır edince, hapisli daha önce hakkım olmayan malları ve paraları yemiştim. Şimdi de ceza yedim kuru ekmek yiyiyorum. Dedi.
İKİ ARKADAŞ
İki arkadaş buluşmuşlardı. Erkek kadına dert yandı. Sorma, başkasının hakkını yediğim için karım beni terk etti dedi. Kadın, ah dedi dertlerimiz birbirine benziyor. Sende bana ne olduğunu sorma! Başkasının yatağına yanlışlıkla girdiğim için beni de kocam terk etti. Şimdi seninle acep nerelere gitmeliyiz.
SIHHİYEDE
Sıhhiyede kapıdan içeri giren perişan kılıklı adama, doktor neyiniz var diye sordu. Adam ezilip büzülerek cevap verdi. Bir karım ve bir düzinede çocuğum var doktor. Dedi.
METEOROLOJİ İSTASYONU
Adamın biri meteoroloji istasyonunun etrafında dolaşıp dururmuş. İstasyonun içindeki memur adamın bu halini merak etmiş. Beyim! Bir isteğiniz mi var? Diye sormuş. Adam: evet demiş. Havayı merak ediyorum da çok kötü şemsiyem kırıldı, konu komşununkini istemek biraz zor oluyor. Eğer sarsıntıda olacaksa, mobilyam marangozda eve taşımayayım param da cebimde kalır. Deniz de fırtına çıkacaksa karım uzakta hiç yola çıkmasın. Bu kadar karışık problemleri olan insan buradan başka nerede dolaşabilir.
Memur biraz düşünerek, öyleyse dedi ben müdür ile bir konuşayım sizi de buraya görevli olarak alalım sıkıntılarınız biraz azalır.
GENÇ ADAM
Genç adam penceredeki aşığına seslendi. Ben daha ne kadar burada bekleyeceğim? Dedi. Kız başını bile ona çevirmeden konuştu. Ben sana iki gözümle birden bakarsam nazarım değer, onun için böyle görüşmeye devam edelim.
NAZARLIKÇI
Nazarlıkçı dükkânına giren iki mahalle karısı, orada duran göz boncuklarını okşadıktan sonra büyük olanlarını seçince, nazarlıkçı sordu. Hanım! Dedi eğer eşeğe takmak içinse mavi tespihimiz de var dedi. Kadın: hayır bizim küçük okula başladı yollarda gelip giderken nazar değmesin diye istiyorum.
İki gün sonra kadını telaşla sokakta gören nazarlıkçı, çocuğunuza nasıl geldi boncuk diye sordu. Kadın, telaşlı bir şekilde sormayın! Dedi. Çocuğuma bu sabah yoldayken araba çarptı hastaneye gidiyorum. Dedi
BEKLEME
Adamın biri yağmur altında caddenin ortasında bekleyip durmuş, durmuş en sonunda sokaktaki bekçi yaklaşarak ona seslenmiş. Vasıta beklemekten sırılsıklam oldun! Atlasana geçen arabalardan birine demiş. Adam yolun ortasına çıkıp durmuş. Ben binmek için beklemiyorum demiş. Geçenlerde beklemediğim bir araba bana çarptı boynun o günden beri çarpık. Şimdi de bana çarpan o arabayı bekliyorum. Belki tekrar çarpınca boynum düzelir. Zira 45 gündür görmüş olduğum fizik tedavisi cüzdanımı çarpmaktan başka hiçbir işe yaramadı.
HAKİMİN SORUSU
Hâkim, hırsıza girdiği evden neler çaldığını sordu. Hırsız: vallahi dedi. İlk önce evin hanımının kalbini çalmak istedim, ama başaramayınca onun kara kutusunu alıp gittim. Katiyen suçlu delim! Kutu da olan parada ancak yol masrafıma ve bir günlük yemek masrafına kâfi geldi.
CEBİNE ÖKSÜRMÜŞ
Gece vakti evin erkeği 12 yaşındaki orta boy oğlunu yanına çağırarak, “oğlum” der. Çabuk git bana köşedeki dükkândan içki al. Oğlu düşünür taşınır, “baba” der ben bu saatte sokağa çıkmaya korkarım. Baba çocuğunu yanına çağırır, bak der ceketinin cebine eğilir senin cebine öksürdüm bu öksürük sen korkmadan gidip gelebilirsin hayda yallah der.
KEPÇE KULAKLI
Temelin kulakları o kadar büyükmüş ki herkes ona kepçe kulaklı diyormuş. Bir gün Fadime çorba pişirirken Temel, Temel diye seslenmiş. Bana kulaklarını verir misin? Kepçeyi bulamıyorum da
Hapislinin ziyaretçisi ne yediniz diye hal hatır edince, hapisli daha önce hakkım olmayan malları ve paraları yemiştim. Şimdi de ceza yedim kuru ekmek yiyiyorum. Dedi.
İKİ ARKADAŞ
İki arkadaş buluşmuşlardı. Erkek kadına dert yandı. Sorma, başkasının hakkını yediğim için karım beni terk etti dedi. Kadın, ah dedi dertlerimiz birbirine benziyor. Sende bana ne olduğunu sorma! Başkasının yatağına yanlışlıkla girdiğim için beni de kocam terk etti. Şimdi seninle acep nerelere gitmeliyiz.
SIHHİYEDE
Sıhhiyede kapıdan içeri giren perişan kılıklı adama, doktor neyiniz var diye sordu. Adam ezilip büzülerek cevap verdi. Bir karım ve bir düzinede çocuğum var doktor. Dedi.
METEOROLOJİ İSTASYONU
Adamın biri meteoroloji istasyonunun etrafında dolaşıp dururmuş. İstasyonun içindeki memur adamın bu halini merak etmiş. Beyim! Bir isteğiniz mi var? Diye sormuş. Adam: evet demiş. Havayı merak ediyorum da çok kötü şemsiyem kırıldı, konu komşununkini istemek biraz zor oluyor. Eğer sarsıntıda olacaksa, mobilyam marangozda eve taşımayayım param da cebimde kalır. Deniz de fırtına çıkacaksa karım uzakta hiç yola çıkmasın. Bu kadar karışık problemleri olan insan buradan başka nerede dolaşabilir.
Memur biraz düşünerek, öyleyse dedi ben müdür ile bir konuşayım sizi de buraya görevli olarak alalım sıkıntılarınız biraz azalır.
GENÇ ADAM
Genç adam penceredeki aşığına seslendi. Ben daha ne kadar burada bekleyeceğim? Dedi. Kız başını bile ona çevirmeden konuştu. Ben sana iki gözümle birden bakarsam nazarım değer, onun için böyle görüşmeye devam edelim.
NAZARLIKÇI
Nazarlıkçı dükkânına giren iki mahalle karısı, orada duran göz boncuklarını okşadıktan sonra büyük olanlarını seçince, nazarlıkçı sordu. Hanım! Dedi eğer eşeğe takmak içinse mavi tespihimiz de var dedi. Kadın: hayır bizim küçük okula başladı yollarda gelip giderken nazar değmesin diye istiyorum.
İki gün sonra kadını telaşla sokakta gören nazarlıkçı, çocuğunuza nasıl geldi boncuk diye sordu. Kadın, telaşlı bir şekilde sormayın! Dedi. Çocuğuma bu sabah yoldayken araba çarptı hastaneye gidiyorum. Dedi
BEKLEME
Adamın biri yağmur altında caddenin ortasında bekleyip durmuş, durmuş en sonunda sokaktaki bekçi yaklaşarak ona seslenmiş. Vasıta beklemekten sırılsıklam oldun! Atlasana geçen arabalardan birine demiş. Adam yolun ortasına çıkıp durmuş. Ben binmek için beklemiyorum demiş. Geçenlerde beklemediğim bir araba bana çarptı boynun o günden beri çarpık. Şimdi de bana çarpan o arabayı bekliyorum. Belki tekrar çarpınca boynum düzelir. Zira 45 gündür görmüş olduğum fizik tedavisi cüzdanımı çarpmaktan başka hiçbir işe yaramadı.
HAKİMİN SORUSU
Hâkim, hırsıza girdiği evden neler çaldığını sordu. Hırsız: vallahi dedi. İlk önce evin hanımının kalbini çalmak istedim, ama başaramayınca onun kara kutusunu alıp gittim. Katiyen suçlu delim! Kutu da olan parada ancak yol masrafıma ve bir günlük yemek masrafına kâfi geldi.
CEBİNE ÖKSÜRMÜŞ
Gece vakti evin erkeği 12 yaşındaki orta boy oğlunu yanına çağırarak, “oğlum” der. Çabuk git bana köşedeki dükkândan içki al. Oğlu düşünür taşınır, “baba” der ben bu saatte sokağa çıkmaya korkarım. Baba çocuğunu yanına çağırır, bak der ceketinin cebine eğilir senin cebine öksürdüm bu öksürük sen korkmadan gidip gelebilirsin hayda yallah der.
KEPÇE KULAKLI
Temelin kulakları o kadar büyükmüş ki herkes ona kepçe kulaklı diyormuş. Bir gün Fadime çorba pişirirken Temel, Temel diye seslenmiş. Bana kulaklarını verir misin? Kepçeyi bulamıyorum da
FIKRALAR-22 (10 KISA FIKRA)
MÜELLİF
Müellife sormuşlar. Bu ara yazılarınızı neden kafesin içinde yazıyorsunuz? Müellif ne yapayım demiş. Zayıflık bana hiç yakışmadı kendimi aynaya baktığım zaman, maymuna benzettiğim için yerime oturmak istedim de.
ZENGİNLER
Zenginler hep bir arda toplanmışlar koskocaman bir pastayı parçalara ayırıp yerken yanlarına fakir görünüm de bir çocuk yaklaştı. Zenginler hemen sordular. Senin burada ne işin var? Eğer canın pastadan çektiyse sana artandan veririz. Dışarı çık ve dışarıda bekle! Ben bu pastayı annem pişirdiği zaman tatmıştım. Beğendiğim için tarifini yazıp size getirdim. Belki sipariş verir pişirtirsiniz diye bekliyordum.
SON İSTEK
Adamın birini idam ederken ipini çekmeden sordular. Son isteğin nedir? Dediler. Adam düşündü, bir tabak patlıcan kebabı yemek dedi. Cellât ipi elinden bıraktı. Karısı koşup lokantaları aradılar sonunda bir tas ile karısı döndü. Cellâda tası verdi. Cellât, adama tası vererek kusura bakma! Dedi. Patlıcan kebabı yerine kabak kebabı bulabildik.
İLİŞKİ
Kadın, erkeğe bizim ilişkimizi kimse biliyor mu? Diye sordu. Erkek, vallahi eski karım biliyor ama yenisinin henüz haberi yok. Dedi.
SORU
Müessesenin müdürü nöbetçi doktora geceyi nerede geçirdin, rahat ettin mi? Diye sordu. Nöbetçi doktor, elbet rahattım dedi. Çünkü hastanın yatağında uyuyup kalmışım! Şikâyet edecek halim yok.
NELER DÜŞÜNÜRMÜŞ?
Pazar günü dinlenirken neler düşünürsün? Pazartesi günü patronda yiyeceğim paparayı çok düşünürüm.
SEVGİLİM
Sevgilim mavi, beni engin denizlere benzetiyor. Sıcak günlerde üzerime atılmaması için kırmızı giyinmeye karar verdim.
SOHBETLER
Gazetelerde yazılan Pazar sohbetlerini nasıl buluyorsunuz? Vallahi karımın tatsız olan sohbetlerinin tadını kaçırmaya kâfi gelecek kadar.
LOKANTADA
Lokantada müşteri garsona çıkıştı. Sen ne biçim garsonsun? Dedi. Yemek taze pişmiş güzel ama her çatalı yemeğe attığımda senin kılına rastlıyorum. Yoksa bıyık tıraşını tabakların içine mi yapıyorsun? Dedi. Garson: aman beyim iftira benim bıyığım falan yok ki! Sakalım bile daha çıkmadı. Ama patron ara sıra tıraş oluyor, demek ki mutfağa yakın yerde tıraş olmuş.
HAPİSTE
Hapisli hapisliye seslendi. Eline geçen ilk para ile ne almak istersin? Hapisli hapisliye, birkaç maymuncukla delik açma aleti almayı düşünüyorum.
Müellife sormuşlar. Bu ara yazılarınızı neden kafesin içinde yazıyorsunuz? Müellif ne yapayım demiş. Zayıflık bana hiç yakışmadı kendimi aynaya baktığım zaman, maymuna benzettiğim için yerime oturmak istedim de.
ZENGİNLER
Zenginler hep bir arda toplanmışlar koskocaman bir pastayı parçalara ayırıp yerken yanlarına fakir görünüm de bir çocuk yaklaştı. Zenginler hemen sordular. Senin burada ne işin var? Eğer canın pastadan çektiyse sana artandan veririz. Dışarı çık ve dışarıda bekle! Ben bu pastayı annem pişirdiği zaman tatmıştım. Beğendiğim için tarifini yazıp size getirdim. Belki sipariş verir pişirtirsiniz diye bekliyordum.
SON İSTEK
Adamın birini idam ederken ipini çekmeden sordular. Son isteğin nedir? Dediler. Adam düşündü, bir tabak patlıcan kebabı yemek dedi. Cellât ipi elinden bıraktı. Karısı koşup lokantaları aradılar sonunda bir tas ile karısı döndü. Cellâda tası verdi. Cellât, adama tası vererek kusura bakma! Dedi. Patlıcan kebabı yerine kabak kebabı bulabildik.
İLİŞKİ
Kadın, erkeğe bizim ilişkimizi kimse biliyor mu? Diye sordu. Erkek, vallahi eski karım biliyor ama yenisinin henüz haberi yok. Dedi.
SORU
Müessesenin müdürü nöbetçi doktora geceyi nerede geçirdin, rahat ettin mi? Diye sordu. Nöbetçi doktor, elbet rahattım dedi. Çünkü hastanın yatağında uyuyup kalmışım! Şikâyet edecek halim yok.
NELER DÜŞÜNÜRMÜŞ?
Pazar günü dinlenirken neler düşünürsün? Pazartesi günü patronda yiyeceğim paparayı çok düşünürüm.
SEVGİLİM
Sevgilim mavi, beni engin denizlere benzetiyor. Sıcak günlerde üzerime atılmaması için kırmızı giyinmeye karar verdim.
SOHBETLER
Gazetelerde yazılan Pazar sohbetlerini nasıl buluyorsunuz? Vallahi karımın tatsız olan sohbetlerinin tadını kaçırmaya kâfi gelecek kadar.
LOKANTADA
Lokantada müşteri garsona çıkıştı. Sen ne biçim garsonsun? Dedi. Yemek taze pişmiş güzel ama her çatalı yemeğe attığımda senin kılına rastlıyorum. Yoksa bıyık tıraşını tabakların içine mi yapıyorsun? Dedi. Garson: aman beyim iftira benim bıyığım falan yok ki! Sakalım bile daha çıkmadı. Ama patron ara sıra tıraş oluyor, demek ki mutfağa yakın yerde tıraş olmuş.
HAPİSTE
Hapisli hapisliye seslendi. Eline geçen ilk para ile ne almak istersin? Hapisli hapisliye, birkaç maymuncukla delik açma aleti almayı düşünüyorum.
Mutluluk
Mutlu olmak bir sanattır,der Alain
Sağlam kafa sağlam vucutta bulunur.
Allahın verdiği canı korumak en büyük ibadettir.
Mutluluk bu mudur.
Homeros 2850 yıl önce,
İlyada ve Odysseusta,
Truva savaşlarını anlatır.
Ölümsüzleşti eseri ile,
Mutluluk bu mudur?
Toprağa diktiğin fidanın,
Meyvasını yemek,
Torununun lakırtılarını,duymak mıdır,
Mutluluk.
Sanatın ana teması,mutluluktur.
Hayatta bir eser bırakıp,
Sonsuzlarda anılmak mıdır,
Mutluluk.
Bir kelebeğin uçuşunda mıdır,
Salıncaktaki çocuğun,çığlığı mıdır.
Mutluluk
Dünyaya ağlayarak gelip,
Ömrünü tamaladıktan sonra,
Onurlu bir şekilde,
Tebessüm ederek,vedalaşmak mıdır,
Mutluluk
Cemal Borandağ
24 Temmuz 2017
Mutluluğu birde siz tarif edin.sevgilerimle.
Sauna'ya Giden Bir Grup Genc
Sauna'ya giden bir grup genc erkek, soguk havuzda dinlenirlerken bir cep telefonu calar. Bir adam telefonu acar. Ortam cok gurultuludur; telefonun obur ucundaki kadin sesini zorlukla duyar.
- Sevgilim. Meltem'le disardayim. Biraz once cok guzel bir kurk gordum. 400 milyon liracik. Senin kredi kartindan alabilir miyim? N'oooolur, alabilir miyiiiiimmmm?
- Tabi canim. Al.
- Ah sevgilimmmm! Cok sekersin. Biseycik daha var ama kizmayacaksin, degil mi?
- Hayir, kizmam...
- Buraya gelmeden once Akmerkez'deydik. De Beers'de bir tane tek tas pirlanta yuzuk gordum. Cok guzeldi sevgilim. Butun arkadaslarimda var. Senin kredili kart hesabindan alabilir miyim? 650 milyon liracik. Gelecek ay ikramiye alacaksin. O zaman odersin. N'ooooluuurrrr. Alabilirmiyim?"
- Peki, al canim.
- Sevgilim benim. Bi tanem. Cok sekersin. Bu aksam sana harika bir gece yasatacagim. Caniiiim, bi sey daha var. Ama kizarsin diye korkuyorum...
- Kizmam, soyle bakiyim.
- Son kazadan sonra arabamdan iyice sogudum. Galeride bi tane Peugeot 206 gordum sevgilim. Cok guzeldiiii... 9 milyara birakacak. Senin adina bankadan bi kredi actirsak diyorum sevgilim. Nuran'in kardesi bankada sube muduru... Kefil-belge-imza falan istemiyor, sen tamam dersen hemen yapicak islemleri. N'ooolurrrr sevgilim, seni cok seviyorum....
- Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalim.
- Tatli sevgilim benim. Canim sevgilim. Seni coook seviyorum. Hadi by, aksama gorusuruz.
Genc adam telefonu kapatir ve arkadaslarina sorar:
- Kimin Lan bu telefon
- Sevgilim. Meltem'le disardayim. Biraz once cok guzel bir kurk gordum. 400 milyon liracik. Senin kredi kartindan alabilir miyim? N'oooolur, alabilir miyiiiiimmmm?
- Tabi canim. Al.
- Ah sevgilimmmm! Cok sekersin. Biseycik daha var ama kizmayacaksin, degil mi?
- Hayir, kizmam...
- Buraya gelmeden once Akmerkez'deydik. De Beers'de bir tane tek tas pirlanta yuzuk gordum. Cok guzeldi sevgilim. Butun arkadaslarimda var. Senin kredili kart hesabindan alabilir miyim? 650 milyon liracik. Gelecek ay ikramiye alacaksin. O zaman odersin. N'ooooluuurrrr. Alabilirmiyim?"
- Peki, al canim.
- Sevgilim benim. Bi tanem. Cok sekersin. Bu aksam sana harika bir gece yasatacagim. Caniiiim, bi sey daha var. Ama kizarsin diye korkuyorum...
- Kizmam, soyle bakiyim.
- Son kazadan sonra arabamdan iyice sogudum. Galeride bi tane Peugeot 206 gordum sevgilim. Cok guzeldiiii... 9 milyara birakacak. Senin adina bankadan bi kredi actirsak diyorum sevgilim. Nuran'in kardesi bankada sube muduru... Kefil-belge-imza falan istemiyor, sen tamam dersen hemen yapicak islemleri. N'ooolurrrr sevgilim, seni cok seviyorum....
- Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalim.
- Tatli sevgilim benim. Canim sevgilim. Seni coook seviyorum. Hadi by, aksama gorusuruz.
Genc adam telefonu kapatir ve arkadaslarina sorar:
- Kimin Lan bu telefon
ECEL
Ecelin ve talihin seni,
Nerede bulacağını bilemezsin.
Ben olduğum zaman ölüm olmayacak,
Ölüm olduğu zaman ben olmayacağım,der
Epicuros.
Hayat bir yoldur,eğrisi,doğrusuyla.
Dört dörtlük olmuyor.
Çalışıp,çabalayıp,gayret gerekiyor.
Yaşam için.
Enerjik olmak,cinsel güçle sağlanıyor.
Güzele bakmak sevaptır.
Sevap işlemeye devam.
Hakka yürüyene kadar.
Cemal Borandağ
22 Temmuz 2017
Nerede bulacağını bilemezsin.
Ben olduğum zaman ölüm olmayacak,
Ölüm olduğu zaman ben olmayacağım,der
Epicuros.
Hayat bir yoldur,eğrisi,doğrusuyla.
Dört dörtlük olmuyor.
Çalışıp,çabalayıp,gayret gerekiyor.
Yaşam için.
Enerjik olmak,cinsel güçle sağlanıyor.
Güzele bakmak sevaptır.
Sevap işlemeye devam.
Hakka yürüyene kadar.
Cemal Borandağ
22 Temmuz 2017
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)