22 Kasım 2018 Perşembe

KADINLARIN DİKKATE DEĞER SESLENİŞİ... :



‪BEN KADINIM, HAYAT BENİMLE GÜZEL :‬

‪Ben kadınım, doğduğunda babasına, evlendiğinde kocasına ait olan.
Ben kadınım daha küçücük yaşta okumasına ne gerek var denilen.‬
‪Ben kadınım daha küçücük yaşta koca koynuna itilen.
Ben kadınım, başarmaya başladığım her işin arkasında saçma sapan yatak hikayeleriyle anılan.
‪Ben kadınım, sokakta saldırıya uğradığımda , o saatte orada ne işi vardı denilen.
Ben kadınım, sırtımdan sopa, karnımdan sıpa eksik edilmeyen.
Ben kadınım, canım yandığında sessizce ağlayan, gözyaşlarını içine akıtan, kimselere belli etmeyen.
‪Ben kadınım, her Allahın günü koca ve töre terörüne kurban giden, ama aynı zamanda da suçlu ilan edilen.
Ben kadınım, binlerce kez alındım, satıldım, dövüldüm, kovuldum, öldürüldüm.
Ama biliyor musun bayım, bazen ölmek bile kolay olmadı, sırtımda bir bıçakla bir kaldırımda öylece bekledim.
Koskoca bir ülke o fotoğrafa bakmaya tahammül edemezken, ben son anımda bile benden sonra çocuklarıma ne olacağını düşündüm, çünkü ben kadınım, ben anneyim.‬
‪Ve sen bayım, hani sürekli olarak bana ‘‘onu giyme bunu giyme, böyle sokağa çıkma gibi’’ emirlerde bulunuyorsun ya, senin nasıl öneriye ihtiyacın yoksa benim de yok biliyor musun.
Haa, bana ‘‘kafanı ört günah’’ gibi lafları etmene de gerek yok.
Ben kendi günahımın cezasını kendim çekerim.
Çünkü senin sandığın gibi yarım akıllı değilim.
Ben de saat geç olmasına rağmen evime rahatça gitmek istiyorum, aynen senin gibi.
Ne doğunca ne de evlenince senin namusun olmak istemiyorum, sen nasıl kendi namusundan sorumluysan ben de kendi namusumdan sorumluyum.
‪Ve, yine biliyor musun bayım, ben kadınım, acılarla hep daha dik durmayı, yeniden canımı acıtmayı denediklerinde dalga geçmeyi öğrendim.
İçimde bir şeyler eksilse bile, onları tamamlamayı öğrendim.
‪Biliyor musun bayım, sokakta sürekli taciz ettiğin kadın, otobüste umarsızca vücudunu yasladığın kadın, işlerin kötü gittiğinde ya da sadece canın istediğinde dövdüğün sövdüğün kadın, masanda meze evinde mal olarak gördüğün kadın, evine erkek arkadaşları geliyor diye adını çıkardığın kadın, dul olduğu için kendinde her hakkı gördüğün kadın, sürücü koltuğunda oturduğu için aşağıladığın kadın, işini emanet etmediğin kadın.
‪Yolda, arabada, televizyonda, internette hep her yerlerine baktığın kadın.
Hani seninle göz göze gelmemek için sokaklarda başı eğik gezen kadın.
Hakkını savundurmadığın, kendisini kendisine düşman ettiğin kadın.‬
‪Çığlıklarına rağmen yok saydığın kadın.
Asla aklı yetmeyen, asla hak etmeyen kadın ve daha niceleri.
O kadın var ya o kadın, o da senden nefret ediyor biliyor musun.
‪Şaşırdın mı yoksa, hiç şaşırma, kendisine insan gibi yaşama hakkı tanınmayan herkes, ilk olarak nefreti öğrenir.
Oysa biliyor musun ki, kadın dedesinin nüfusuna ait olduğu ve babasının soyadını taşıdığı kadar, anneannesinin ellerini, babaannesinin emeğini, annesinin de gözlerini taşıyor.‬
‪Kadının her yerine baktın ama, bir kez olsun gözlerine, kalbinin derinliklerine ve aklına bakmadın bugüne kadar.
‪Biliyor musun bayım, ben kadınım, sıcacık bir tas çorba, minicik bir bebeğin gülüşü, hepsi de benim elimden çıkıyor.
Çünkü ben kadınım, doğuran, hayat veren, hayatı güzelleştiren.
Biliyor musun bayım, benim aşkımla, ürettiklerimle, yaşattıklarımla güzel bu dünya.
Hayata sihirli ellerimle dokunduğumda, rengarenk çiçekler açtırırım.
Çünkü ben kadınım.
İstediğim sadece sevgi, saygı ve güven.
Ben kadınım, sen kadınsın, o kadın.
‪Hayat hep bizimle daha güzel…‬

Fazilet Neşe Akma ...

VEFAKAR



Gülüşlerin,resimlerde,
Neşen şarkılarda,
Halayların,türkülerde kaldı.

Saflığın,rakının beyazlığında,
Kanının kaynaması,şarabın renginde,
Kahkahaların,biranın köpüğünde kaldı.

Öpüşlerin,yolculuğumuzun,molasında,
Cilveleşmelerin,vapuru takip eden,martıların çığlığında,
Sevişmelerin,trenin kalkış,düdüğünde kaldı.

Yolcudur Abbas,bağlasan durmaz,
Neşede,mutlulukta,heyecanlarda,
Yaşananlar,bu mekanda,hoş bir seda olarak,kaldı.

Cemal Borandağ
19 Kasım 2018 Tuzla-İstanbul.
Güzellikler,onu arayana görünür.
Karacaoğlan.

Geçen Yıl Türkiye Geneli Sınavlarda Öğrencilerin Verdiği İlginç Cevaplar



SORU: 1.Murat hangi savaşta ölmüştür?
CEVAP: Katıldığı en son savaşta.

İlkokul 4’te bir Din yazılısı.
SORU: Kitabımızın adı nedir?
CEVAP: Kitabımızın adı "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" kitabıdır.

İlköğretim Fen Bilgisi
SORU: Kurbağaların dolaşım sistemi nasıldır?
CEVAP: Zıplaya zıplaya dolaşırlar.

SORU: Tansiyon hangi durumlarda ölçülemez?
CEVAP: Kolun olmadığı durumlarda

SORU: Kuran’ı anlayıp yorumlayanlara ne denir?
CEVAP: “Aferin” denir.

SORU: Dişi üreme sistemini yazınız.
CEVAP: "Dişi üreme sistemi"

SORU: Bilgisayarın çalışma prensibini kısaca açıklayınız.
CEVAP: Bilgisayarın çalışma prensibi kısaca açıklanamaz.

SORU: İşletim sistemi olmayan bir bilgisayarla neler yapabiliriz?
CEVAP: İşletim sistemi yükleyebiliriz.

SORU: 40 gün nafile ibadetten bile daha sevap olan şey nedir?
CEVAP: 41 gün nafile ibadet.

SORU: Güneş sisteminde olan üç gezegenin ismini yazınız.
CEVAP: Merkür, Venüs, Anüs(!?!)

ÖDEV KONUSU: Küçük başlı hayvanları inceleyiniz.
ÖDEV: İnceledim.

SORU: Sokrates’in "devlet" üzerine düşünceleri nelerdir ?
CEVAP: Sokrates: “bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir.” demiştir. Bu bağlamda mantık yürütürsek Sokrates devlet hakkında bir şey bilmediğini iddia etmektedir.

SORU: Gece trafiğe yaya olarak çıkarken nasıl kıyafetler giymeliyiz?
CEVAP: Çok şık ve güzel giyinmeliyiz. Karşımıza iyi biri çıkabilir. Romantik bir gece geçirebiliriz.

SORU: Üzüm nasıl tüketilir?
CEVAP: Yenerek.

SORU: Miraçta gelen 3 emir nedir?
CEVAP: Oku, oku, oku.

SORU: 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’nın nedenlerini ve sonuçlarını yazınız.
CEVAP: Bilinen nedenlerden dolayı istenilen sonuçlar elde edildi.

SORU: (8 + 7)/(8 x 7)
CEVAP: 8’ler birbirini götürür. 7'ler de birbirini götürür. Cevap sıfır

SORU: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası nedir?
CEVAP: Birinci anayasa

SORU: İlk Türk denizcisi kimdir?
CEVAP: Temel Reis

SORU: Tekke ve zaviye nedir?
CEVAP: Osmanlı döneminde erkeklerin giydiği kıyafetlerdir…

SORU: Hz.Muhammed Mekke’den Medine’ye göç etmeden önce Mekke’de kalan Müslümanlara ne demiştir?
CEVAP: Hadi Allah’a emanet olun..

MUTLU OLMAK İÇİN



1. Bol su için.
2. Kahvaltıda çok, öğle yemeğinde orta, akşam yemeğinde
az yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok,
fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. Hiç bir şeyi içinize atmayın.
5. İbadet ve dua için zaman ayırın.
6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.Tefekkür edin.
7. Düzenli uyuyun.
8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken
gülümseyin.
9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların
seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin, keyfine varın.
11. Sadeliğin güzelliğini keşfedin.
12. Hayatı çok da ciddiye almayın. Fâni olduğunuzu unutmayın.
13. Kıymetli enerjinizi başkaları hakkında konuşarak boşa harcamayın.
14. Sû-i zandan kaçının.
15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.
16. Geçmiş meseleleri unutun. Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
20. Daha fazla gülümseyin ve pozitif olmaya çalışın.
21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın.
22. Ailenizi sık arayın.
23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin. Gülümseme, teşekkür, iltifat, yardım, destek, moral...
24. Herkesi her şey için affedin.
25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız birine SELÂM verin.
27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin.
28. Doğru olanı yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın. Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza olduğu içindir!
29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın.
30. ALLAH her şeyi iyileştirir, şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir.
31. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir. Durumu kabullenin.
32. Nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve ortaya çıkın. Kendinizi eve kapatmayın.
33. En iyisine henüz sıra gelmedi.
34. Sabah canlı olarak uyandığınız için ALLAH' a şükredin.
35. Maneviyatınız daima mutluluğunuzdur. Hislerinizi önemseyin. İnanın, dua edin, gerekeni yapın ve gerisini ilahi akışa bırakın...

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

KISSA'DAN HİSSE...





Bir Boeing 777 Atlantik üzerinde ilerlerken aniden önüne bir F-17 savaş uçağı çıkar.
Savaş pilotu Boeing kaptanını selamlar: "Uçuş çok sıkıcı, eğlenmek için birşeyler yapalım mı ?” der ve hemen deniz seviyesine kadar çarpıcı bir dalış yapar, ardından da ses bariyerini kırarak geri döner ve "Bu nasıldı ?" diye sorar.

Boeing pilotu cevap verir: "Çok etkileyiciydi. Şimdi de beni seyret” der...

Jet pilotu Boeing'i gözler ancak hiçbir şey olmaz.
Boeing aynı hızda ve dümdüz uçmaya devam eder.
Beş dakika sonra, Boeing pilotu konuşur: "Ne diyorsun buna, nasıl buldun ?"

Jet pilotu şaşkın: "Ne yaptın ki ?"

Boeing pilotu konuşur: “Ayağa kalktım gerindim ve arka tarafa tuvalete gittim. Sonra kendime bir fincan taze kahve koydum ve hostesle önümüzdeki üç gece için 5 yıldızlı otelde beraber olmayı ayarladım, parasını da bizim havayolu ödüyor bunun zaten..”

Hikayeden çıkan ders:

Gençken, hız ve adrenalin çekici gelebilir. Ama yaşlandıkça daha akıllı olursanız, konfor ve huzur elde etmek de hiç fena değildir...

Buna, S.O.S.(Slower, Older, Smarter) diyoruz...😋



ABD NEDEN DÜNYA LİDERİ OLDU..?



Amerika'da iken "bir otomobilin plakası" dikkatimizi çekti.
Plakada "damga... Mühür... Madalya gibi bir şey" vardı.
Sonra "sürücüsüne" baktık.
Madalyalıydı.
Sürücü otomobilini parketti.
Park yerindekiler ona "saygıyla... Sevgiyle... Tebessümle" bakıyorlardı.
Kimi de gidiyor "madalyalı adamın" elini sıkıyordu.
Yanımızdakilere sorduk:
- Bu adam kim? Bu madalya neyin, nesi?
Dediler ki "bu bir gazi... Yakasındaki de Purple Heart."
Purple Heart...
Türkçesi "mor kalp."
Askerlik görevini yaparken yaralananlara verilen madalya.
Polis "mor kalpli" adama selam duruyor.
Lokantadaki garson "mor kalpli" adama "en iyi masayı" gösteriyor.
Bazı müşteriler de "mor kalpli" adamın yanına yaklaşıp "siz, bizim için savaştınız... Teşekkürler" diyor.
"Mor kalpli" adamla resim çektirenler bile var.
* * *
SAĞIMIZ, solumuz "gazi" dolu...
Ara, sıra gazetelerde bir röportaj yayınlanır...
Gülhane Hastanesi'ndeki gazilerle ilgili.
Sonra...
Sonrasını bilmiyoruz.
"Bizim için" yaralanan bu adamlar "ne yer, ne içerler?"
"Lokantaya gidecek" paraları var mı?
Garson onlara "nasıl davranır?"
Polis "selama durur mu?"
Bilmiyoruz.
* * *
MADALYA...
"Alt tarafı" teneke parçası.
Maliyeti "kaç para" ki?
Ama "anlamı... Ağırlığı" para ile ölçülebilir gibi değil.
Sahi biz de "bizim için yaralanan" insanların yakalarına "böyle bir madalya" takıyor muyuz?
Bunu da bilmiyoruz.
* * *
AMERİKA'da "mor kalpli" adamla ilgilendik.
Öğrendik ki "asker emeklileri için" bir hastane vardır.
Ve bu hastanenin kapıları, "mor kalpli" adama, ömür boyu açıktır.
* * *
AMERİKA'da bazı "şehitlikler" mevcut.
En bilineni Washington'daki Arlington Mezarlığı.
"Mor kalpli" adamın gömüleceği yer orası.
* * *
BİZ bu konu ile ilgilenince, yıllardır Amerika'da (Evansville) üniversite hocalığı yapan Mehmet Kocakülah "takvimi" gösterdi.
Takvimde "önemli günler" işaretli.
Bunlardan biri de "11 Kasım, Gaziler Günü."
Her yılın 11 Kasım'ında bankalar, okullar, hükümet binaları kapalı.
Her yerde "geçit törenleri" düzenleniyor.
Ve bütün ülke "mor kalpli" adama teşekkür ediyor.
* * *
KOCAKÜLAH Hoca'nın eşi Amerikalı... Janine.
Ondan rica ettik.
"Mor kalpli" adam ne yer, ne içer, nerede çalışır?
Öğrenmesini istedik.
Öğrendi...
Eğer "gazi" çalışabilir durumdaysa, devlet ona mutlaka iş buluyor.
Çalışamayacak durumdaysa...
Devlet onun bütün ihtiyaçlarını, ömürboyu karşılıyor.
* * *
AMERİKA'da beyaz, siyah, kadın, erkek, zengin, fakir "herkes eşit."
Ama "mor kalpli" adam, "üstün insan."
"Ayrıcalıklı."
Onun sahip olduğu ayrıcalığa "Amerikalı parlamenter bile" sahip değil.
* * *
AMERİKA'dan döneli yarın bir hafta olacak.
Kafamız hala "mor kalpli" adamda.
O "mor kalpli" adam, ülkesi için yaralandı.
Ya bizim "gazilerimiz" ne için, kim için yaralandılar?
Ey gazi!..
Yakana bir madalya takamadık.
Madalyalı pek çok "Kurtuluş Savaşı Gazisi"ni ise bir dilim ekmeğe muhtaç ettik.
- Ey gazi, senden özür diliyoruz.

GÜN BUGÜN



Başka zaman yok,aşka.
Ömrümüzün sonbaharındayız.
Yaşadıklarımızla,
Geriye dönersek.
Mutlu günleri anarız.
Küskünlükler,dargınlıklar,kırgınlıklara,
Son ver,afet,vicdanın rahatlar,
Yavaş öp,kalpten sev,
Kahkahalara boğul,sevinçten,
Zaman sevme zamanı.

Cemal Borandağ
15 Kasım 2018 Tuzla-İstanbul.
Gülmeden geçirilen bir bir gün yaşanmamış sayılır.

AŞK

Bir kaç kadın oturmuş aşk ı tartışıyorlardı içlerinden biri aşk diye bir şey olmadığını savunurken bir diğeri söze başlar =
Kendini unutmak ya da tam tersi hatırlamaktır aşk. Korkmaktır, cesarettir. özgürlüktü , esarettir aşk.
Aşk yanmaktır yanacağını bile bile ateşe sarılmaktır aşk.
Bazen çocuklaştığın, bazen aynada ki yansıman, bazen de dışa vuramadığın sensindir aşk. Bir kaç yaş daha büyük olan diğer kadın söz alır başlar anlatmaya = Aşk kıymetlindir, ruhun, yüreğin ,tüm varlığındır, kızdığın, küstüğün, affetmek için sebep aradığındır aşk.
Aşk beyazdır, mavidir. bazen de siyahtır. Aşk sıkı sıkıya tutunmaktır bazen de vazgeçmektir AŞK.
Konuşmanın başında aşk olmadığını iddaa eden kadın söze girer = siz deminden beri beni anlatıyorsunuz der o halde aşk benim , aşk sensin, aşk o ....

Avrupa'da Tanrıya Mektup yazması istenilen çocukların yazdıkları :

Sevgili Tanrım, Tamam incil’de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım? Sevgiler. | Teresa -5 yaşında

Sevgili Tanrı, Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var. | Harriet Ann -6 yaşında-

Sevgili Tanrı, Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var. | Norman -6 yaşında-

Sevgili Tanrım, Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış. | Sylvia -5 yaşında-

Sevgili Tanrı, Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına? | John - 8 yaşında-

Sevgili tanrı, öğretmen günlerin önce kısaldığını, sonra uzadığını söyledi. Artık bir karar vermelisin. | Mindy

Sevgili tanrı yeni öyküler yazamaz mısın? Yazdıklarının hepsini okuyup, bitirdik ve yeniden başa döndük. | Terry

Sevgili Tanrı, Şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur. | Seni seven Eric -5 yaşında-
Not: Noel Baba’nın olmadığını biliyorum.

Canım canım Tanrı, Astronotları öyle yukari firlatip fırfır döndürmelerinden ödüm kopuyor. N’olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme. | Dostun Norman -4.5 yaşında-

Sevgili Tanrım, İnsanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun? | Jane -6 yaşında-

Sevgili Tanrı, Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın. | Bruce -4 yaşında-

Sevgili Tanrı, Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma. Sevgilerle. | Martin -5 yaşında-

Sevgili Tanrı, Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N’olur söyle ona bi’ daha öyle yapmasın. | Ellen -3 yaşynda-

Sevgili Tanrı, Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var? | Mark -8 yaşında-

Tanrı’cım, Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin. | Nan -5 yaşında-

Sevgili Tanrım, Ne diye bu kadar çok insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın? | J.B. -7 yaşında-

Tanrım, Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin. | Audrey -8 yaşında-

Sevgili Tanrı, Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı. | Jodie -6.5 yaşında-

Sevgili Tanrı, Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar. | Teddy -9 yaşında-

Tanrım, Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor. | Billy Jean -9 yaşında-

Sevgili Tanrı, Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu? | Norman -4 yaşında-

Sevgili Tanrı, Tanrı oldugunu nasıl bilebildin? | Charlene -3 yaşında-

Sevgili Tanrı, Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı? | Tommy -4 yaşında-

Sevgili Tanrım, Eğer Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma. | Michelle -6 yaşında-

Sevgili Tanrı, Kiliseye sözüm yok ama kuşkusuz daha iyi müzikler kullanabilirsin. Umarım yazdıklarıma kırılmazsın. Ayrıca bir kaç yeni şarkı yazamaz mısın? | Dostun Barry

Sevgili Tanrı, Şu hergün ezip durduğumuz karıncaların umarım senin için özel bir önemi yoktur. | Dennis.

Sevgili tanrı, Şu plastik çiçeklere kafan bozulmuyor mu? Eğer gerçeklerini yapan ben olsaydım çıldırırdım. | Lucy

Sevgili Tanrı, Geçen hafta New York’a gittiğimizde Saint Patrick kilisesini gördüm. Bayağı güzel bir evde oturuyorsun. | Frank

Sevgili Tanrı, Evet, ben anlaşmamızın yarısını yaptım bakalım. Bisiklet nerde kaldı? | Bert

Canım tanrı. Kucaklaşmayı sen mi buldun? Çok güzel bir şey. | Brenda

Sevgili tanrım, niçin hiç TV’ye çıkmıyorsun? | Kim

Niçin daha sonra yeni hayvanlar bulup göndermedin? Hala eskileri ortada dönüp dolaşıyorlar. | Johny

9 Kasım 2018 Cuma

Cem

Semah dönülür,
Dualar okunur,Türkçe,
Hakka yürüyenlere,rahmetle,
Allah Allah diye,
Her şey Muhammet Ali aşkına,
Ağıtlar yakılır,
Türküler söylenir,
Dünya da sevgiyle dönmüyor mu?
Cemal Borandağ
24 Ekim 2018-Tuzla-İstanbul
Eski Türklerin Şaman gelenekleri,yuğ törenlerini andırır.

Afyon'a bağlı Beyköy

Yıl 1878'di..
Afyon'a bağlı Beyköy'de bir tarlada 10 metre uzunluğunda kireç taşından yapılmış bir yazıt bulundu..
Üzerinde bir takım şekiller vardı..
Köylüler taşa bir anlam veremedi..
Köy heyeti taşın yeni yapılan caminin temelinde kullanılmasını kararlaştırdı..
Bölgede kazı yapan Fransız arkeolog George Perrot buna karşı çıksa da, köylülere derdini anlatamadı..
Bunun üzerine arkeolog Perrot, taş temele atılmadan üzerindeki şekilleri bir kağıda tek tek çizdi..
Sonra ülkesine döndü...
*. *. *
Aradan 134 yıl geçti..
2012 yılında İngiliz antik çağ tarihçisi James Mellaart öldüğünde özel arşivinin arasında Fransız arkeolog Perrot'un Afyon'da taştan kopya ettiği metin de çıktı..
Melleart'ın oğlu metnin kopyasını İsveçli tarihçi Dr. Eberhard Zangger'e verdi.
Zangger İsveçli ve Hollandalılar'dan oluşan 20 kişilik bir bilim insanı grubuyla bu yazıları çözmeye çalıştı..
Yıllar süren uğraşlardan sonra yazılar çözüldü..
Bronz Çağından kalmaydı..
3 bin 200 yıllıktı..
Anadolu'da Hititler'den önce yaşayan Luviler'e aitti..
Luviler, çok araştırmacı ve akademisyene göre Truva'ya denizden gelen ışık insanlarıydı..
Anadolu'nun ilk halkıydı..
*. *. *
Luviler kendilerine MA halkı diyordu..
MA, battığına inanılan MU kıtasının başka bir ismiydi..
Bir çok tarihçi Luviler'in MU kıtası battıktan sonra deniz yoluyla Anadolu'ya geldiğini savundu..
Bu görüşe katılan Mustafa Kemal Atatürk de, Anadolu'nun köklerini MU kıtasında aradı ve bu konuda araştırmalar yaptı..
*. *. *
Luvi ışık demekti..
Bir çok dile buradan geçti..
Hititçe'de Lukka, Latince'de Lux, İngilizce'de Light, İtalyanca'da Lure, İspanyolca'da Luz, Almanca'da licht ve niceleri..
Işık insanları silahsız bir dine inanıyordu..
Onlarda yaratan ve yaratılan yoktu..
Yaratılmışların bütünü yaratanın kendisiydi.
İkilik küfürdü..
En büyük en küçükteydi..
İnsanın özü ruhuydu
Ruh ışıktı ve ölümsüzdü.
Luviler'de bilgi en önemli değerdi..
Dinlerini, dünya görüşlerini bilgi seviyesi yüksek insanlarla paylaşırlardı..
Düşüncelerini sembollerle anlatırlardı..
Bu yüzden hep azınlıkta kaldılar ve Anadolu'ya kendilerinden sonra gelen halklar tarafından ezildiler..
*. *. *
Hititler Anadolu'ya geldiklerinde tanıştıkları Luviler'e, komşu halk anlamına gelen "A-Luvi" dediler..
İnançlarının, geleneklerinin Aleviler'e çok benzer olması yıllardır tarihçileri düşündürürür..
Alevi sözü acaba "A-Luvi"den mi gelmektedir?.
Baksanıza Yunus Emre ne diyor?
“Dört kitabın manasın okudum hâsıl ettim..
Işığa gelince gördüm bir uzun hece imiş”.
“Oruç namaz gusülü hac hicaptır aşıklara
aşk ondan münehhez halis heves içinde..
ey aşıklar ey aşıklar ışık mezhebi dindir bana."
*. *. *
Afyon'da 1878 yılında bulunan taş yazıtın çözümüne başta İngiliz İndepented Gazetesi olmak üzere bir çok Avrupa medya organı geniş yer verdi..
Yazıtın deşifre edilmiş tam metni ve araştırma Aralık ayında 'Proceedings of the Dutch Archaeological and Historical Society' dergisinde yayınlanacak.
Fransız, İngiliz, İsveç, Hollandalı bilim insanları şimdi bu konuda yoğun çalışma içinde..
Anadolu'nun köklerini araştırıyorlar..
Peki biz Anadolu'da yaşayanlar ne yapıyoruz?
(Sedat Kaya,Datça)

Bir Kızılderili Öğretisi



Bir Kızılderili Öğretisi diyor ki:

Bir atın susuzluğunu giderdiği yerden su iç; at hiçbir zaman kötü su içmez. Kedinin yattığı yerde uyu, kurdun değdiği elmayı ye. Sivrisineklerin yerleştiği mantarları korkusuzca topla. Köstebeklerin kazdığı yere ağaç dik. Yılanın ısınmaya durduğu yere ev yap. Sıcak günlerde kuşların yuva yaptığı yere kuyu kaz. Horozlarla beraber uyu ve uyan ki tüm gün için en sarı mısırlara ulaşabilesin. Daha çok yeşillik ye, ki bir hayvandaki gibi güçlü bacaklara ve dayanıklı bir kalbe sahip olabilesin. Daha çok yüzmeye git, ki dünyada kendini bir balığın kendini denizde hissettiği gibi hissedebilesin.
Daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. Konuşmak yerine, daha çok sessiz kal; böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek.

Yıllara Meydan Okudu

Yıllara meydan okudu,
Bedenin,
Hep genç kalmış,
Ruhun.
Gönlün,
Merdiven dayadı.
Kar yağmış saçlarına,
Uslanmamışsın.
Allah doyursun,gözlerini.
Güzellerin peşinden koşmaktan,
Bacakların genç kalmış.
Yüreğini sormuyorum.
Hep çocuk kalmış,sanki hep çocuk.
Büyümedin,bir türlü.
En iyi doktor sevgidir,diyordun.
Aşk olsun.Aşk olsun.Aşk olsun.

Cemal Borandağ
7 Kasım 2018-Tuzla-İstanbul.
İç şarabı,sev güzeli,varsa aklın diyor.Hayyam.

Adamın Biri

Adamın biri İstanbul'da iş için, İş ve işçi Bulma Kurumu'na müracaat etmiş..
- "Evet bir iş var" demiş ilgili memur.
- "Rus dans grubu birini arıyor. Yapılacak iş, kızların soyunmasına, giyinmesine yardım etmek, günde iki kez vücutlarını bebek yağı ile yağlamak ve de göğüslerinin ucuna parlak küçük yıldızlar yapıştırmak" demiş..!
Sevinçten gözleri parlayan adam,
- "Çok iyi, çok iyi, hemen başlayabilirim", demiş. Memur,
- "Tamam o zaman, yarın sabah yedide Adapazarı'nda
olabilir misiniz"..?
- "Neden? İş Adapazarı'nda mı?
- "Hayır iş İstanbul'da ama başvuru kuyruğunun sonu,
şu anda Adapazarı'nda, onun için... 😳

2 Kasım 2018 Cuma

Kartallar

Kartallar, kuş türleri içinde
en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan
kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için,
40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar... vermek
zorundadırlar. Kartalların yaşı 40′a vardığında
pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu
nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını
kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar
ve göğüsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır
ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.
Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.
Dolayısıyla kartal burada iki seçimden
birini yapmak zorundadır;

Ya ölümü seçecektir.
Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu
sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci, 150 gün kadar
sürecektir. Bu yönde karar verirse, kartal
bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya
duvarda, artık uçmasına gerek olmayan
bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri
bulduktan sonra kartal gagasını sert bir
şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda
kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını
bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni
gaga ile pençelerini yerinden söker
çıkartır. Yeni penceleri çıkınca kartal
bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya
başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine
20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam
bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş”
uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden
doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.
Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı
veren eski alışkanlıklarımızdan ve
anılarımızdan kurtulmak zorundayız.
Ancak geçmişin gereksiz safrasından
kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden
doğuşumuzun getireceği olağanüstü
sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

İnsanlar ile hayvanları ayıran en önemli
özelliklerden bir tanesi hayvanların
düşünmemekten kaynaklanan,
içgüdüsel olarak karar verebilmeleri
ve uygulayabilmeleridir. İnsanoğlu
düşündükçe karar vermekte zorluklar
yaşıyor ve kararsızlığı seçiyor.

Bazen kararlarımız acı da verse
her zaman “Yeniden Doğuş”u
müjdeleyebilir.