25 Temmuz 2017 Salı

ÖZLEDİM



Mahallenin bıçkın delikanlısıydım,
Güzeline gönül kaptırmıştım.
Sol elime gülü,sağ elime şiirimi,
Yanaklarına öpücük kondurdum.
Korktum,kaçtım,platonik aşıktım.
İlk aşkımı özledim.

Deli-kanlıydım,güvenim tamdı.
Dünyalar sanki benim için yaratılmıştı.
Pavyon kabadayısıyla yarışıyordum.
Şövalye ruhumla,gecenin bir vaktinde,
Tabanca atış yarışması yapmıştık.
Kazanmıştım.Pavyon gülü yanağımdan öptü.
Deli Gönülün öpüşünü özledim.

Şarkın en soğuk günüydü.
Eskimoların iglolarında yaşar gibi.
Gençken hayat ne güzel.
Her şey güllük gülüstanlık.
O soğuklarda kurdun,kuşun,
Bize sığındığı günlerde.
Titreye titreye,
Ateşli sevişmeleri özledim.

İlk evlilik Allahın emri,anne-baba buluyor.
İkinciyi Allah acır gönderirmiş.
Üçüncüyü şeytan bulurmuş.
Kadınların,adı değişik hepsi aynı.
Zamanı geldimi kale duvarı gibi.
Hak,hukuk,adalet diye dikilirler.
Sevgiyi,saygıyı unuturlar.
Elveda güzelim demeyi özledim.

Cemal Borandağ
23 Temmuz 2017
Mizah,dans eden ruhun sesidir.

20 Temmuz 2017 Perşembe

FIKRALAR-21 (10 KISA FIKRA)

PAHALI KIZ

Genç delikanlı babasını artık seni evlendirelim oğlum demsi üzerine, baba der eğer beni evlendirmek istersen bana şu yan komşuda oturan bakkalın kızını alıver der. Zira ona senelerdir vurgunum. Babası oğluna bakarak, oğlum der. Onu nasıl alırız. O kız çok pahalıya mal olur. Babası sürekli zam yapa, yapa kıza da yapmıştır.

TUVALET DERDİ

Kabızlık tan şikâyetçi olan kayın valide ve doktora giderek dertlerine çare olacak bir ilaç vermesini söylerler. Doktor hemen kendilerine birer ayrı müshil reçetesi verir. Kaynana ve damat reçetelerini alıp eczaneye koşarlar. Akşam evde yatmadan önce ilaçlarını ilaçların içerler. Lakin evde bir tuvalet olduğu için, ilaçları da aynı saatte almaları gerekirken birisi tuvaletin kapısında beklemek zorunda kalıyordu. Bazen de altına kaçırıp çamaşırlarını ıslatıyorlardı. Bir gün yolda giderlerken doktorla karşılaşırlar. Doktor, onlara ilaçtan memnun olup olmadıklarını sorar. Doktora durumlarını anlatırlar. Doktor bu durumun bir çaresi var, biriniz ilacı gündüz biriniz ise gece alın der. İlacın tesiri ayrı saatlere gelsin der. Bizim damat ve kaynana doktorun sözünü dinleyip, ilaçları ayrı zamanlarda alırlar.
Yine bir gün yolda yürürlerken doktora rastlarlar. Doktor, damada tavsiyem sizi rahatlattırdı mı? Diye sorar. Damat, hem de ne çok der. Ben gündüz ilaç alınca evde bekliyorum. Kayın validem benim yerime vardiya usulü gidip çalışıyor. O gece evde ilacını alıyor, bende geceleri çalışıyorum. Bu sayede eve iki misli para giriyor.

ZİYARET

Arkadaş evine giren genç adam, oda kapısını açınca şaşırdı. “yahu” dedi. Hiç evin içinde bakkal dükkânı açılır mı? Bari bunu bir sokak üzerinde açsaydın daha kazançlı olurdu. Arkadaşı güldü, benim bakkal açmaya hiç niyetim yok. Ama dedemden kalan birkaç kuruş elime geçince harp tehlikesi bahanesiyle senelik erzak aldım. Yoksa acele etmeseydim karım o parayla kürk almamı isteyecekti. Ne yapıp edip de o parayı elimden alacaktı, beslenme sıkıntımız da devam edecekti.

DOKTORDA

Doktora gelen bir zatı muhterem, karımla sabah olduğu zamana kavga ediyoruz dedi. Ve şikâyet etti. Acaba bunun sebebi ne olabilir? Diye sordu. Doktor, acaba eşiniz erken kalkmak istemediği için asabileşiyor mu? Müşteri hayır, dedi. O beni sabah kapıdan uğurlarken bir sürü liste yapıp benden para istiyor beni sinirlendiriyor. Bende kavga çıkarıyorum.

HASİ
Hasis olan bir zat, evine misafir gelince hasta olduğunu ve et perhizine girdiğini söyledi. Bunun üzerine misafir sokağa çıktıkça kendisine günlük et alıp da pişirdiği halde, pişirdiği etin bittiğini görünce; ev sahibi hanım efendi dedi. Bu evde kedi var herhalde. Ev sahibi ısrarla evde kedi olmadığını iddia edince misafir dayanamadı. Siz et perhizindesiniz! Ben ise eti gramla yeme perhizindeyim. Eti çarşıdan tarttırıp alıyorum. Evde tartınca yarısı çıkıyor. Yoksa et buharlaşıp da mı gidiyor.

GENÇ KADIN

Sevgilisini telefon da bekleyen genç kadın, kapıdan girdiğini görünce şiddete kapıldı. Bu nasıl şey Alfred dedi. Ben seni telefon da bekliyorum. Kapıdan her zaman Henry’i karşılamaya alıştım da birden şaşırdım.

PİŞKİN

Boğazına düşkün şişmanca olan bir kişi iyi yemek pişirdiğini duyduğu bir kadınla tanışır. Ona önce sevdiği yemeklerden söz eder. Bakar ki kadın da aynı yemekleri seviyor, onunla evlenmeye karar verir ve evlenir. Adam, ağzı kulağında hayatından memnun evliliğinin ertesi günü hanımından en sevdiği yemekleri yapmasını bekler. Bakar tepsi için de kocaman bir balık gelmiş onu afiyetle yer. Ertesi günü bakar başka çeşit bir balık sesini çıkarmaz. Lakin üçüncü gün dördüncü gün gene balıkların çeşidini görünce zor yutkunur. Bir ün dayanamayıp, hanım der bu nasıl bir iş? Ben sana evlenmeden önce balığı sevdiğimi hiç söylemedim. Sen ise nikâhı basınca bana balıktan başka bir şey pişirmiyorsun! Kadın: siz balık sevmiyorsunuz diye size balık semeyi öğreteyim demiştim. Lakin altı aylık aldığım balık buzdolabına sığmayınca dışarıda kalanlar biraz ağırlaştı. Üzülmeyin beyefendi bundan sonra buzdolabında olan balıkları pişiririm.

İKİ ARKADAŞ

İki doktor arkadaş konuşuyorlardı. Biri dedi ki: dostum bu hayat pahalılığın da hastalara ne tavsiye ediyorsun? Diğeri ben kolayını buldun! Ne kadar düğün, çay yemekli olan davet var ise kaçırmamasını tavsiye ediyorum.

ÖĞRETMEN

Öğretmen talebeye sordu: oklava neye yarar? Oğlum dedi. Çocuk: bizim evde yaramazları dövmeye yarar, dedi.

GEÇENLERDE

Geçenlerde kaynanamı alıp bir arkadaşıma gidelim dedim. Neyse evin kapısın çaldım kapı açıldı, içeri girdik. Kapıyı açan bize ev sahibi hasta yatıyor dedi. Kaynanam önden girdi. Ben pardösümü asıp hal hatır sorana kadar beş dakika geçti. Çıktık yuları baktık bir gürültü var. Ne oldu belli değil! Hasta öldü mü? Bayıldı mı? Anlayamadım. Arkadaş atıldı hasta kaynananı görünce bayıldı. Dedi. Azrail zannetti korkudan olacak. Dedim yine ucuz atlatmış, benim karım onu karşısında sürekli görmekten öldü. Ben bu yüzden bekâr kaldım.

 

NE DERSİNİZ?

Doç. Dr. Şafak Nakajima

Nancy R. Smith’in ‘’Her Bir Kadına Karşı’’ şiirini, kadın ve erkek rollerini tartışmamıza katkı sağlayacağı düşüncesiyle Türkçe ’ye çevirdim.

Dikkatle okuyup düşünün lütfen!

Şiirdeki tespitlere ne dersiniz?

HER BİR KADINA KARŞI...

Güçlü olduğunu bildiği halde zayıfmış gibi davranmaktan bıkmış her bir kadına karşı, kendisini savunmasız hissettiği halde güçlü gibi görünmekten bıkmış bir erkek vardır.

Aptalmış gibi davranmaktan bıkmış her bir kadına karşı, sürekli “her şeyi bilme” beklentisinin yükünü taşıyan bir erkek vardır.

“Fazla duygusal kadın” olarak adlandırılmaktan bıkmış her bir kadına karşı, gözyaşı dökme ve nazik olma hakkından mahrum edilmiş bir erkek vardır.

Rekabet ettiğinde kadınsı olmadığı söylenen her bir kadına karşı, erkekliğini ispat etmesinin tek yolu rekabet etmek olan bir erkek vardır.

Cinsel bir obje olmaktan bıkmış her bir kadına karşı, iktidarı konusunda kaygılanması gereken bir erkek vardır.

Çocuklarını ayak bağı olarak algılayan her bir kadına karşı, ortak ebeveynliğin mutluluğundan alıkonmuş bir erkek vardır.

Anlamlı işlerden ve eşit ücretten mahrum edilen her bir kadına karşı, başka bir insanın tüm mali sorumluluğunu üstlenmek zorunda olan bir erkek vardır.

Bir otomobilin karmaşık özellikleri öğretilmemiş her bir kadına karşı, yemek pişirme hazzının öğretilmediği bir erkek vardır.

Kendi özgürlüğüne doğru adım atan her bir kadına karşı, özgürlüğe giden yolu kolaylaştırılmış bir erkek vardır.

Nancy R. Smith

7 Temmuz 2017 Cuma

ERKEKLER, KADINLAR, GÜZELLİKLER VE ANNELİK


  1. Kadınların yaşları insani duygularla artıyor. Kadınlık korkusu azalıyor.

  2. Kadın mutfakta tasarrufçu, sokakta aristokrat, yatakta sevişken olmalı.

  3. Bu dünya ne kadar rahattı. Erkek bedeninden türeyen kadın geldikten sonra, yarı cennet yarı cehennem oldu.

  4. Genç kız der ki, annen soğan, baban sarımsak, oğlan bal şeker.

  5. Kadife gibi kalbi var. Kadife kale.

  6. Annemin öyle bir cenaze töreni vardı ki; sanki düğün alayı gibi. Cennete nikahını kıydık uğurladık.

  7. Annemin elinde ay yıldız bayrak işlemesi vardı, benimde yüreğime vurdu, benlendim.

  8. Kadın iktidarı beklemez. Yapacaksan yap gayrı.

  9. Bir tek kadına inanrım o da anama. Canım benim.

  10. Kadınlar hayvanları seven erkekleri sever. Çünkü onlarda hayvan.

  11. Evde iyi kötü bir kadının olması güzel. En azından bağırıp çağırıp ses oluyor. Kendini yalnız hissetmiyosun.

  12. Her erkek sevildiği zaman çocuklaşır. Kadınlar büyüler.

  13. Kadının kalbine giden en direk söz, güzel sözlerdir. Gül takdimli ve esprili olursa yemede yanında yat.

  14. Bütün kadınlar yatağa girdiğinde huridir. Çirkin kadın yoktur. Az votka, az şarap, az rakı, az cin. Cin çarpmışa dönersin. Huri, nuri olur.

  15. Güldüremediğin kadına sahip olamazsın. Güldürürsen, gülersin

  16. Güzel insanlara, güzel havalara, güzel kadınlara doyum olmaz.

  17. Kadın para saçan elleri sever. Aklı tavada, götü tavada pişmiş.

  18. Öyle çirkin kadın ki, bin elim olsa birini değdirmem. Eşeğin bile nefsi kalkmaz.

  19. Annemin mezarını yaptık, üç günde suladık. İnşallah büyür ayağa kalkar.

  20. Bir kadını bacağına ikinci el değdimi, iflah olmaz.

  21. Kadın mı güzel şarap mı? Kadınsız şarap güzel değil, şarapsız kadın güzel değildir.

  22. Koluna taktığın kafın aristokrat olmalı, cüzdanını rahatlatmalı, koluna taktığın saat gibi kaliteli olmalı.

  23. Güzel havalara, güzel insanlara, güzel kadınlara doyum olmaz.

  24. Güzellik bakan kişinin gözündedir. Bir gül mü güzel, onu göern göz mü güzel? Güzellik, hem gülün güzelliğinde, hemde gören gözdedir. Etrafında bir çok güzellikler var, çoğu insan göremiyor. Bakar körler çok. Ressam, şair, edebiyatçıların farklı gözleri var.

  25. Güzel değildir yaşamak, sevgisiz, inançsız ve aşksız. Sevgi ile güzelleşir herşey.

  26. İyi bir kadın erkeği etkiler, zeki kadın ilgisini çeker, güzel kadın büyüler, anlayışlı kadın ona sahip olur. Böyle kadın nerde bulsamda kulu kölesi olsam.

  27. Erkekler meyvelerin hepsini çok sever. Armudun iyisini ayı yer.

  28. Kadın kasa gibidir, şifresi bilinmeden açılmaz. Şifresi bacakları arasındadır.

  29. Şalt, palt giyinme. Kadınlar sevmez. Artistim benim.

  30. Bodrum’da gezerken, kadınlar ciğer görmüş kedi gibi etrafımızı sardılar. Saf kediyiz ya, ye beni.

  31. Kadınlık mutluluktur. Mutsuz kadın yoktur, mutlu olmasını bilmeyen kadın vardır.

  32. Yaşama sevinci ile dolu bir kadından daha güçlü bir şey olabilir mi?

  33. Araba alıcaksan, ikinci el, subaydan alacaksın. Kullanmaya zamanı olmaz. Hanım alacaksan, ikinci el, doktordan alacaksın. Para kazanma hırsından dolayı, kullanmaya zamanı kalmaz taze taze seversin.

  34. Kız çocuğunu kırk gün atmazsan, bir daha hayat boyu atamazsın. Bir kızım, bir nazım, bin altın az.

  35. Anadır, adam eder adamı. Adam adamsa eğer.

  36. Bir kadının dudaklarından önce, bakışları gülüyorsa, samimidir.

  37. Kadın bana romantik baksana diyor. Niye öküz gibi mi bakıyorum.

  38. Kadınları gördün mü şaşırırsın. Davut’un zeburuna mı inanayım, Musa’nın tevratına mı, İsa’nın inciline mi, Muhammed’in kuranına mı? Allahsız oldum çıktım, ateist oldum.

  39. Kadın rüzgarda saçlarını savurdukça, erkek özde, sözde dik durdukça.

  40. Annelerin çocuklarını çok svmesiyle, güneş daha bir güzel doğuyor.

  41. Tarlanın taşlısı, kadını yaşlısı hasta eder adamı.

  42. Her kadın budisttir. Hayatında bir öküz sevmiştir.

  43. Türk kadını, evleninceye kadar boyuna uzar. Evlendikten sonra enine uzar.

  44. Güzele, baş ağrısı bile yakışır.

  45. Kullanma tarihi geçmiş kadınlar hasta ediyor beni. Allahın yeni mamül gönder.

  46. Doktorlara para yedireceğime, güzellere para yediririm. Doktorlarım onlar beinm.

  47. Kadını kim anlamış ki ben anlayayım. Horoza sormuşlar “Yumurtamı tavuktan çıkar, tavuk mu ymurtadan”, “ ben bilmem, işime bakarım” demiş.

  48. Bir tek kadına inanırım, o da anama.

  49. Kadının kalbine giden en direk söz, güzel sözdür.

  50. Evli erkekler için diğer kadınlar kraliçedir.

  51. Gündüz Katerina, gece ramses. Bu işi tersine çevirirsek hoş olmayacak.

  52. Dünyanın hukuk cenneti neresidir? Sütyenler. Çünkü içinde iki aziz vardır.

  53. Kırmızı giymiş zalimin kızı. Beni kızartacak.

  54. En çok erkeğin, kadının yanında horozlanması hoşuna gider.

  55. Bahar, genç kızın gençliğidir, güzelliğidir, nefesidir.

  56. Karıncalar kokuya, erkekler kukuya.

  57. Güzellere bakmak sevap. Cennet güzellerin ayakları altındadır. Annen güzel mi?

  58. Kadınların derdiş boncuk, erkeklerin kancık.

  59. Karınızla düello yapmayın. Çocuklar arkadan vurur.

  60. Türk kadınları yemek yerken utanıyor. Sevişirken utanmazlar mı? Vay utanmaz vay.

  61. Şarap gibi kadın. Sana sarhoşum. Şarap, viski, bira içmeye gerek yok.

  62. Delimisin? Güzel sevilmez mi? Nazı. Cası, sazıda olmasa.

  63. Evde daima erkek en son sözü söyler. “Peki hanımcığım” der.

  64. Kadın her eve lazım. Erkekte.

  65. Kediler kadınlar gibi sever. Nankör.

  66. Dişi dişi, tek dişi kalmış dişi, cadı.

  67. Kadınlar, kadınlar için giyinir. Erkekler için soyunur.

  68. Evlilikte, erkek mahkum, kadın gardiyandır.

  69. Deliler evlenir mi? Genellikle onlar evlenir.

  70. Her kadın bir aşktır. Çıldırtma beni.

  71. İnsanın karısı cehennem, sevgilisi cenneti yaşatır.

  72. Kadınlar erkeklerini, aslanım diye diye kuzulaştırır.

FIKRALAR-20 (10 KISA FIKRA)

TEMELE SORMUŞLAR

Temele sormuşlar bir kadınla evlenseydin önce ne yapardın? Temel: önce alt yapısının iyi olup olmadığına bakarım.

TEMEL ve AY

Temel bir gece bahçede otururken, gökyüzünde hilal şeklinde doğan aya seslenmiş. Sen çok güzel bir aysın ama benimle beraber baş başa kalsan da Türk bayrağı olamazsın. Çünkü ben yıldız değilim.

TEMELE SORU

Temele sormuşlar çocuğun büyüdüğü zaman ne yapacaksın? Temel şöyle cevap vermiş. Onu eşekbaşı yapmayı düşünüyorum. Çünkü beni evde herkes eşekbaşı yerine koyuyor. Çocuk her zaman babaya benzemeli.

TEMEL KAHVEDE

Temel bir gün kahvede arkadaşlarına beni bir süre görmezseniz meraklanmayın demiş. Ben başbakanlığa başbakanı görmeye gidiyorum demiş. Arkadaşları temele sen başbakanlıkta ne yapacaksın? Demişler. Temel, başbakanın başına bakacağım demiş.

TEMELE SORULAN

Temele kahvede sormuşlar temel demişler şu sahip bey denilen adamla neden aranı açtın? Temel: çünkü o adam bana sahip çıkmaya başlayınca bende tasmanın zincirini koparmak istedim. Aramızda açıklık filan yok yalnızca bir kopma var.

TEMEL ve KADIN

Temel kadının biri yaklaşıp temel der, seni dün gördüğümde gözün yeşildi bugün ise mavi. Temel şaşkın, şaşkın cevap verir. Onu bende unuttum lensi dün mü taktım bugün.

TEMELE SORMUŞLAR

Temele sormuşlar. Temel sen atımı daha çok seversin yoksa eşeği mi? Temelde ben en çok eşek oğlu eşeği severim demiş.

TEMELE YİNE SORMUŞLAR

Temle demişler hayvanın büyüğü deyince senin aklına ne geliyor. Temelde, ne gelecek damadım geliyor demiş.

TEMELE DEMİŞLER

Temele demişler hava bulutlanınca ne yaparsın? Temel tabii ki hemen şemsiyemi açarım demiş. Ya hava güneşlenirse, temel gene şemsiyemi açarım. Sen şemsiyeni ne zaman açmazsın? Temel, sapı kırıldığı zaman demiş.

LAVMAN

Hastanede dolaşırken kapının aralığından hademenin hasta ile ilişki de olduğunu gören başhemşire hademe odadan çıkınca onu yanına çağırıp sorar. İçerde az önce hemşire ile ne yapıyordun? Hademe: hiç efendim hastaya lavman yapıyordum. Hemşire hademeye dönerek şöyle der. Lavman sırasının ne zaman bana da geleceğini merak ettim de!

 

FIKRALAR-19 (10 KISA FIKRA)

NE GELMİŞ

Temel bir gün arkadaşları ile birlikte kahvede otururlar. Onu keyifsiz gören arkadaşları ona sorarlar. Temel neyin var böyle başına bir şey mi geldi?
Temel: daha ne gelsin der. Başıma dün akşam kaynanam geldi der.

NEDEN TOPALLIYORMUŞ?

Temele sormuşlar temel demişler neden topallıyorsun? Temel şöyle cevap vermiş, neden olacak ayağıma talih kuşu yerine talih kurşunu çarpıp geçti. Demiş.

TEMEL’İN SİGARASI

Temel demişler sen günde kaç paket sigara içiyorsun? Demişler. Temel: başkalarından bir paket kendimden ise dörtte bir paket içiyorum.

TEMEL HASTANEDE

Temel hastanenin kapısından telaşla içeri girer, önüne çıkan hemşireye hemşire hanım diye seslenir. Bu hastanenin başhekimi nerede diye sorar. Hemşire, başhekimi ne yapacaksınız? Diye sorar. Temel, başım çok ağrıyor da der.

TEMEL LOKANTADA

Temel lokantaya girip oturur. Garson: fırında makarna var getireyim mi? Der. Temel kabul eder. Az sonra temelin önüne makarna ile cacık gelir. Temel garsona seslenir. Makarnanın yanına yoğurdu cacık yapıp getirmişsin der. Ben cacığı sevmem. Sen al şu cacığı da tekrar yoğurt yapıp getiriver.

ÇAM SAKIZI

Temel sokakta bir koyun sürüsüne ve onu güden çobana rastlar. Çobana sorar. Sende çam sakızı var mı? Der. Eğer varsa bana armağan etsene. Zira dedeniz çam sakızı çoban armağanı olduğunu söyledi.

SOKAKTA

Temel sokakta yürürken bir anneyle erkek çocuğunun yanına yaklaşıp, çocuğun omzunda aslı olan kocaman boncuğu eli ile tutup baktıktan sonra çocuğun anasına seslenir. Hanımefendi bu çocuğun omzundaki hangi gözü çıkmışın gözüdür.

SİHİRBAZ

Temel bir gün bir yerde sihirbazı izler ve birdenbire yerinden kalkarak sahneye çıkar. Cebinden bir mendil çıkarıp sihirbazın gözlerini bağlayarak, şöyle der. Şimdiye kadar hep bizim gözümüzü bağladın sıra şimdi bize geldi der.

TEMEL ASKIDA

Temel bir gün ayağı alçıda koltuk değneği ile yürürken, tıpkı kendisi gibi koltuk değnekli ve ayağı alçılı olan fakire rastlar. Temel bakar dilencinin çanağı para ile dolu. Temel dilenciye yaklaşıp şöyle der. Sen benim aynımsın, ama bana kimse para vermiyor der. Benim hakkımı da sen kazanıyorsun.

SIRA GELMİŞ

Baba oğluna sorar. Oğlum der, sana çiftlikteki koyunların ve keçilerin boynuzlarını say demiştim saydın mı? Oğlan cevap verir. Baba senin boynuzlarını saymaktan onlara daha sıra gelmedi.

Para



Para,Allah değil,
Ama,
Allah'a yakın.
Kadınlar,para saçan ele bakar.
Kadın,kumar,içki,
Hayat iksiridir.
Dünya malı elinde iken,
Kötü insanlar,mağdurlar,
Dost olur.
Elde bir şey kalmayınca,
Dost bile düşman olur.
Düşme,
Düşme,
Bir tekmede benden.
Düşenin dostu olmaz.
Canın yanar.

Cemal Borandağ
06 Temmuz 2017
Düş de gör,madara olursun.

3 Temmuz 2017 Pazartesi

FIKRALAR-18 (10 KISA FIKRA)

ŞERİT DÜŞÜRME

Temel bir gün şerit düşürüyormuş. Tuvaletten karısına seslenmiş. “hanım” bana çabuk mezurayı getir demiş. Şeritlerin kaç metre olduklarını ölçeceğim.

HAYVANAT BAHÇESİNDE

Temel bir gün hayvanat bahçesini ziyaret etmeye gitmiş. Tam maymunları seyrederken maymuna bakıp “tanrı seni ne kadar çirkin yaratmış” demiş. Kaynanam tıpkı sana benziyor ama iyiki de ben benzememişim.

TEMEL KUMARDA

Temel bir gün kumarda para kazanınca arkadaşlarına içki ısmarlamış. Arkadaşları keyifle içkilerini içerlerken temel için, için demiş. Yarın eğer kumarda kaybedersem bu içkilerinizi burnunuzdan getirmeyi de bilirim.

TEMEL’İN KAYINPEDERİ

Temelin kayınpederi ağır hastalanınca doktor geldiği zaman, onun için çok az bir zamanı kalmış üç günden fazla yaşamaz demiş. Temel bunu duyunca keşke demiş, onun yerine annen hasta olsaymış. Hiç olmazsa yatak odamız kontrolden kurtulurdu.

TEMEL LOKANTADA

Temel lokantaya girer garson önüne sulu köfte getirir. Temel sulu köfteye kaşığını daldırdıktan sonra konuşur. Ey sulu köfte der, ben kendimi sulu bilirdim ama sen benden daha suluymuşsun der.

KADININ BİRİ

Kadının biri doktora giderek kontrol olur. Muayeneden sonra doktorlar, kadına sen üç aylık hamilesin derler. Kadın: nasıl olur kocam üç aydır askerde der. Doktor: hanım der, kocan arada yanına gelmedi mi? Kadın, kendi hiç gelmedi ama ara sıra haber yollamaya arkadaşlarını göndermişti.

UYUMUŞ

İki arkadaş buluşmuşlardı. Biraz sohbet ettikten sonra biri, diğerine “yahu” dedi. Bunca yıl görmeyeli neler yaptın dedi. Diğeri cevap verdi. “ne yapacağım” dedi. Evlenmeye karar verip çok yakışıklı uyanık biriyle evlenmeye karar verdim. Sonra da o açıkgözlü insan gözlerini bir daha açmamak üzere ebediyen uyudu.

ECZANEDE

Eczaneye giren muhterem bir kişi ilaç ister. Eczacı ilaçları ortaya çıkarır. Bu elli yaş için, şu altmış yaş için, sonraki yaşlar için de var der. Müşteri eczacıya dönerek, sen bana en son yaşlardan bir öncekini ver yaşın üstü de sana kalsın der.

YUFKA

Müşterinin biri bakkal dükkânına girerek bakkal çırağına ona yufka vermesini söyler. Çırak: ona kaç yufka diye sorar. Sonrada tezgâhın arkasına geçip yufka hazırlamaya başlar. Lakin aradan beş ila altı dakika geçer. Müşteri beklemekten sıkılır. Dükkândaki saate bakıp dükkân da dolaşmaya başlar. Yufkalar hala paket olup ortaya çıkmayınca patron dayanamayıp, çırağına seslenir. Oğlum nerede kaldın? Der. Müşteri senden sadece yufka istedi. Böreği yapıp getir demedi.

TEMEL FIKRASI

Temel bir gün bahçedeki bir ağacın altını kazarken aile dostlarından biri ona yaklaşıp “temel der” sen burada ne yapıp duruyorsun. Temel: ne yapacağım der. Babam Mehmetçik olmadan önce bu ağacın altına hazine gömdüğünü söylemişti. Onu arıyorum. Arkadaşı ona dönerek, zahmet etme der. Baban bunu sana söylemeden daha önce bana söylemişti. Bende hazineyi alıp başka bir yere nakletmiştim. Ama şimdi nereye naklettiğimi hatırlamıyorum.

FIKRALAR-17 (10 KISA FIKRA)

NEREYE

Arkadaşı Ketiye sordu. O genç delikanlı ile buluşunca nereye gideceksiniz? Keti nereye olacak dedi. Bir ihtiyarın evine dedi.

KUSMA TAŞI

Madam Haygamuşla Agop birdenbire fazla zengin olurlar. Evlerinin bütün eşyalarını değiştirip yeniledikten sonra madam Hayganoş Agopla kuyumcuya gidip altın bir tas yaptırırlar. Bu bizim kusma taşımız olsun. İnsanlık hali midemiz bulanırsa bu kadar zengin adi leğene kusacak değiliz ya! Altın tas bize yakışır. Aradan kısa bir zaman geçer. Agop eve geldiğinde hayganoşu tasa kusarken görür. “ne o hayganoş hasta mısın?” diye sorar. Hayganoş, yemekleri tasa kusmak yazık değildir. Bir şerbet yapmıştım onu kusuyorum. Altın tasın açılışını yapıyorum der.

FARE

Hayganoş bir gün evde yalnızken yanından kocaman bir fare geçer, korkarak bağırmaya başlar. Hemen telefon açıp kocası Agop’u arar. Agop, fare yanından atlamıştır korkudan altıma ettim çabuk yanıma gel der. Kocası bunu duyunca “korkma” hemen geliyorum o farenin icabına bakarım demiş. Hayganoş telefonu kapatır. O ara da mutfaktan bir ses gelir. Mutfağa gider bakar ki fare açık kalan fırının içine girer. Hemen kapağını kapatıp fırının düğmesine basar. “bu işi halletmişimdir der”.
Kapı çalınır. Agop gelmiştir. Telaşla içeri girer hayganoşcuğum ne oldu? Der. Hayganoş farenin işini hallettim Agopcuğum der. Şimdi fare fırında kebap oluyor. Bir porsiyon istersen sana getireyim der.

TERASTA

Evin terasında oturan ev sahibi, tepesinde gezen tekir kediye seslendi. Kedicik dedi başımın üzerinde yerin var.

YENİLEYEMEMİŞ

Yeni bir ev satın almıştı. Komşularını çağırmış evini gezdiriyordu. Komşuları, ah şekerim ne güzel olmuş evin her şeyini yenilemişsin eşyaların yepyeni olmuş. Ev sahibi: yok her şeyi değil şu karşımdaki yaşlı kocayı başımdan atıp da yerine bir genci alıp onu da yenileyemedim.

BABAESKİLİ

Baba eskili oğlu babasına yaklaşarak, baba dedi büyük babamı anlatsana. Babası oğluna dönerek, babam baba eskinin babası sayılırdı. Öldüğü zaman biz baba eskililer, biz yeni bir baba istemiyoruz eski babamızı geri istiyoruz diye ağladılar.

TRAFİK

Temel Almanya’ya çalışmak için giderken, konu komşuya Allaha ısmarladık demek için kapı, kapı dolaşır. Lakin komşularından yaşlı bir dedenin ölüm döşeğinde olduğunu görünce içi parçalanarak memleketinden ayrılır. Temel Almanya da para biriktirip eşi dostu görmek için memlekete döner. Lüks arabasına biner, memleketin kapısından içeri girer. Daha kendi köyüne varmadan şu çok sözünü duyduğum Bakırköy bir gideyim der. Yol üzerinde Bakırköy’e uğrar ve bir otelde geceyi geçirir. Ertesi gün gezmeye kararlıdır. Gezmek için yola çıkınca yolun trafiğinden bir türlü arabasını süremez. Siniri iyice bozulur. “ulan der” bu Bakırköy’de de ne çok araba varmış. Gidemeyince şu kenar kahvede bir çay içeyim der. Oturup sağına soluna bakar.
Köyden ayrılırken ölüm döşeğinde olan Ahmet dede kahvede oturmuş çay içiyor. Hemen yanına gider. “Ahmet dede” der sen hala sağ mısın? Ahmet dede eh kısmet der. Azrail herhalde biraz içkiliydi beni almaya gelirken adresi şaşırmış olacak.

TEMEL ALMANYADA

Temel akrabalarını özleyip onları görmek için Almanya’ya gider. Oradaki akrabaları temeli alıp hayvanat bahçesine götürürler. Hayvanları ziyaret ederken bir maymunun önünde temel durup kalır. Akrabalarından biri birader bu kafesin önünde neden durup kaldın der. Temel ona şöyle cevap verir. Şu gördüğüm maymunun gülüşü tıpkı karımın gülüşüne benziyor. Onun için ona bakıp karıma olan hasretimi gidermek istedim.

ÇİFT GÖRME

Temelin gözleri rahatsızlanıp çift görmeye başlayınca karısı, temeli doktora götürür. Doktor temeli muayene etmek ister. Temel doktora dönerek, doktor ben bu hastalıktan şikâyetçi değilim. Evde karımı iki görüyorum. Cebimde iki milyon varsa onu da dört milyon görüyorum. Her şey benim için iki misli oldu. Keşke sizde bu hastalıktan olsaydı. Beş milyonu on milyon olarak görürsünüz bizde doktor vizitesini yayı yarıya ödemiş oluruz.

EVLİYA ZİYARETİ

Temel bir gün evliyalardan birinin ziyaretine gider. “büyük evliyam der” benim ne derdim varsa sen onu benden al. Sonra tekrar devam eder. İstersen seninle pazarlık yapalım der. Seninde bir derdin varsa onu da ben alırım.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ



Ne varsa Kemallerde var.
İsim Mustafa Kemalden,
Boy pos İsmet İnönüden,
Nezaket Ecevitten,
Konuşma Baykaldan,
Asalet aileden geliyor.
Ne varsa Kemallerde var.

Hayatta en hakiki mürşit,ilimdir,
Adalet mülkün temelidir,der.
Mustafa kemal Atatürk.
Namuslular,namussuzlar kadar yürekli olmazsa,
İçer de ve dışarıda,bizim kadar,hayın yetiştiren,başka memleket yoktur,der.
İsmet İnönü.
Severim,seni yaratandan ötürü,der.Yunus Emre.
Eline diline beline sahip çık der,Hacı Bektaşı Veli.
Bu kadar büyük Adamlar ve erenler çıkaran,
Cennet vatanım tehlikededir.
Koş Kemal Kılıçdaroğlu koş.

Cumhuriyet,Hürrİyet,Adalet,
TEHLİKEDE İSE,
KOŞ kEMAL kILIÇDAROĞLU KOŞ,
YETİŞ.
Güzel Cumhuriyet elden gidiyor.
Adalet için yürü,Kemal yürü.
Sonrada sınırlarda,
Misak-i Milli hudutlarına yürü.
Koru Kemal Kılıçdaroğlu kor.

Cemal Borandag
02 Temmuz 2017
Adalet mülkün temelidir.

İstanbul



İstanbul'un en mutluları,
Martılardır.
Tadını çıkarıyorlar.,
Ya karabataklar,
Onlar ayrı dünyadalar.
Vapurlar,mutlu insanları taşımaktan,
Yorgun.
Köprüler,insanları birbirine,kavuşturur,
Sevinçli
Kız Kulesi,gün boyu,
Boğazda güneşin doğuşunu,
Batışını,seyreder.,
Galata kulesi,sukuneti sağlamakta.
Adalar,
İstanbul'un kalabalığından,
Trafiğinden,geçim derdinde,
Bıkmış.
Boşunamı delirdik
Kafasını dinliyor.
Mutlu olmak bir sanattır.
Mutlu olmak için,
Martı çığlığını duymak bile yeter.
Akıllıların,mutsuz.
Deli-dolu olanların,mutlu olduğu şehir.
İstanbul.

Cemal Borandağ
02 Temmeuz 2017
İstanbulda olmak vardı anasını satayım.

Devrimci Babanı



Devrimci babanı çok sevmiştik.
1960 ihtilalinden önceydi,
Menderes döneminde,
Türkiye'de,ilk toprak işgallerini başlatan,
İlk devrimciydi
Devrimci babanı çok sevmiştik.

Hak-Hukuk-Adalet diyordu.
1961 ihtilali,
Cemal Gürsel babanın,
Anayasası vardı.
Cemal Ağa diyorlardı.
Baban Cemal Gürsele benzediği için,
Gürsel Baba diyorlardı.
Yüzyıllarca yıkılmayan,
Ağalık düzenini yıktı.
Zenginler fakir,
fakirler zengin oldu.
Gücümüzü kıskananlar,Yamyam diyorlardı bize.
Devrimci babanı çok sevmiştik.

Babaydı,babacandı,sevecendı.
Çok neşeli,şakacıydı,
Gözünü daldan budaktan esirgemezdi.
Sanki dünya onun için kurulmuştu.
Çokta ticaretle uğraştı.
Çok laf yalansız,çok mal haramsız olmaz.
Ticarette hile hurda bilmezdi
Hep yaptığı işte iflas etti
Hiç umurunda değildi
Çok kişi ticareti ondan öğrendi,zengin oldular.
Ya herro,ya merro diyordu.
Devrimci babanı çok sevmiştik.

Pehlivandı.
Er meydanına çıktığında,
Rakibin sırtına,iki avucuyla vurur.
Rakibin gözünde şimşekler çakardı.
Rakip kaybetmişti,güreşte ilk hamleydi,
Gözleri korkmuştu.
Devrimci babanı çok sevmiştik.

Sende bir Cemal Paşa,
Olursu diye,
Kuleli Askeri Lisesine gönderdi.
Yıllar geçti,okudun,başardın.
Baban çokta yakışıklı,çapkın,mertti.
Fakir fukara babasıydı.
Kamyonla,trafik kazası geçirdi,
Hakka yürüdü,Muto baba.
Devrimci babanı çok sevmiştik.

Babam Murtaza Borandağ anısına.

Cemal Borandağ
01 Temmuz 2017
Benim Babam Kraldı.

60 Yaşın Üzerindekilere Nasihatler...

Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur
Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil...
Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git... Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

Deli-kanlı

Deli-kanlı
Serde gençlik var.
Deli-kanlılık.
Hiperaktif,yerinde durmaz,
Yaşamak,aşık olmak,melankolık.
Her şeyi acele.
Dur be dur.
Sakin ol hele.
Sana molla desinler.
Nedir bu acelen,telaşın.
Deliye her gün bayram dedirtir gibi.
Bu ne haller.
Çokta akıllı,çalışkan oldun mu?
Enayiler olmasa,
Uyanıklar nasıl geçinir diyorlar.
Vallahi neyse ne!
Deli deliyi görmeyince,
Akıllanamazmış.
Akıllı olup,dünyanın kahrını çekeceğine,
Deli ol,dünya senin kahrını çeksin.
Yaşasın deli-kanlılık.
Cemal Borandağ
26 Haziran 2017
Deliliğe Övgü-Erasmus.

23 Haziran 2017 Cuma

Ayrı Dünyalar



Kumarını Monte-carlo'da oynar.
Miami'de güzellerle plaja gider,
Banyonu Tokyo'da yapar.
Kafan bozulduğunda Neron gibi Roma'yı yakar.
Namazını Kabe'de kılarsın.

Yedi meleğim var! Sanat.
Edebiyat,
Tiyatro,
Resim,
Müzik,
Dans,
Sinema,
Yontu,mimarlık,seramik.!

Sanatla,özgürleşir,
Mutlu olur,
İnsan olduğumu hatırlarım.

Ayrı dünyanın ,
İnsanlarıyız biz.!

Cemal Borandağ
23 Haziran 2017
Pazarcık-Ruhu güzel olanlara selam olsun.