31 Ekim 2016 Pazartesi

TİYATRO

Tiyatro,iki kalas,bir heves.
Hayatta,bir tiyatro değil mi?
Bu defa dünyaya gelişimi
Saymıyorum.
Bir daha ki gelişim,
Muhteşem olacak,
Provalıyım.

Herkes,yaşantıda tiyatroda ,
Rol,yapar gibiler.
Maskeliler.!
Çıkarın yüzünüzdeki,
Sahte gülücükleri,riyakarlıkları,
Üç kağıtçılıkları,alevere-dalevereleri.
Burası tiyatro değil.
Gerçekçi,doğal,
Saf,temiz olalım.
İçimizdeki yaşama sevinci,
Devam etsin.
Atalım kalasları,kalsın içimizdeki heves.

Cemal Borandag 30 Ekim 2016 Tuzla-İstanbul

28 Ekim 2016 Cuma

Lalezar

Gençken seveceksin,
Dişin varken,yiyeceksin,
Yakışırken,giyeceksin,dediler.
Terziye gittim,
Elbisem,ne zaman biter,dedim.
Önü,arkası,iki kolu,bir yakası kaldı,dedi.
Elbisem,ikinci bayrama kaldı.
Sevdiğim,gel bu bayramda,şekerim ol,
Öbür bayramda,sana kurban olurum,dedi.
Anlayamadım.
Delikanlıydık,deliydik.
Tuttuk,umudu sevdik.
Birbirimizi sevdik dolu dolu,
Birde kurtulsa Anadolu.
Sevdiğimin,güzelliği,yüzüme yansıdı.
Aynalandım.
Yaşama sevinci,bana geçmişti.
Sen ben olmuştum,ben sen olmuştun.
Tuttuk,bu darlıkta,kıtlıkta,tufanda,yoklukta,
Aşık olduk..
Kansızın tekiymiş.
Kan gurubu bile yok.
El kızı değil mi?
Sevdirdi,gitti cehennemin dibine!
Daha çok gençsin dedi.
Tecürbeliymiş.
Gönderdi,Lalezara.

Cemal Borandağ 28 Ekim 2016 Tuzla-İstanbul.

CEM

Kütüphaneye girdim
İnceledim Düşünce tarihini
Birden
Ne kadar filozof bilim adamı
Edebiyatçı, ressam, komutan varsa
Sardı etrafımı.
Neye uğradığımı şaşırdım
Bu bir rüya mı gerçek mi?
Ne fark eder ki?
Ben Allah’ın şanslı kuluyum

Aristo ile başladık tartışmaya
Sokrates Aristotoles Epikuros
Jean Jacques Rousseau Voltaire Brunu Bernard Russell’ı
Erasmus deliliğe övgüyü yazdı
Decard düşünüyorum o halde varım dedi
Böyle buyurdu Zerdüş diyordu
Friedrich Nietzsche
Canım sizin fikirlerinizden yararlandık
Ama
Çok gerilerde kaldı
Ne fark eder
Her filozof kendi çağının çocuğudur
Büyür zamanla
Sevgidir aslında güzele giden yol
Güzel değildir yaşamak
Sevgisiz ve aşksız yaşanır mı hayat
Filozoflarda ki bilim aşkını sevdim

Ne güzel anlatır yaşamayı gerçekleri dostlukları
Edebiyatçılar şairler ressamlar
Dostoyevski insanların iç dünyasını
Freund’u doğurdu psikolog olarak
Lev Tolstoy savaşların korkunçluğunu
Shakespeare insan oğlunun her türlü hallerini
Cervantes ine bahtı deniz savaşında Osmanlı ya
Karşı savaşta sol kolunu kaybetti
Okudu
Bin bir gece masallarını
Güle güle beş yüz senedir
Okuttu Don Quijote’u
Jean Jacques Rousseau Dekart Montaigne
Fransız ihtilalini başlatmışlar
Yaşar kemal ne güzel anlatmış
Çukurova’yı
Nazım hikmet kurtuluş savaşı destanını
Okuyan insan kuş misali iki kanatlıdır
Hayata karşı severek yaşar

Mikelangelo ne güzel heykeller
Leonardo Da Vinci Mona Lisayı
Resimlemiş
Yüzün yarısı gülüyor diğer yarısı ağlıyor
Picasso resimleri ile herkesi düşündürmüş
Salvador Dali hayal dünyasına daldırıyor
Mozart Betofenle ne güzel
Resimler heykeller sanat eserleri
Yarattılar zevkle

Newton , kafasına
Düşmeseydi elma
İnsanoğlu düşünmeye başlar mıydı?
Yer çekimi kanununu
Ortaçağ karanlığından uyanır mıydı?
Galileo dünya yuvarlaktır güneş etrafında dönüyor
Dedi
Aforoz etti kilise
Sözlerini geri almaşsan
İdam ederiz seni
Sözlerini geri aldı
Dönerken de ayağını yere
Vurdu
Dünya yine yuvarlaktır dedi
Din bilim yıllarca çatışıyor
Kopernik uzayı bilimle keşfetti
Dünyalar bizim oldu
Artık yıldızların altında saman yolunda
Şarkılar türküler söyledik
Hep beraber dans ederek halaylar çekerek

İbni Sina Buruni Haldun
Arşimet Einstein Lavaziye Galileo
Granbelle, Newton
Elektriği bulan Edison
Aydınlattılar insanlığı
Güzelleştirdiler dünyayı
Einstein izafiyet teorisi dedi
Sadece bilim adamları anladı
İyiliğe de , kötülüğe de kullandılar
Nasıl anlatsam dedi
İzafiyet teorisini
Sevgilinin yanın da nasıl geçer zaman
Anlayamaz sın ama
Kızgın sobanın üstüne otur du
Anlarsın Zamanın ne olduğunu
Ama atom bombası olarak kullanıldı
İnsanlarımız öldü
Birinci ve ikinci dünya harbinde
Ne anladım bu buluştan
Kuantum teorisi
Schrödinger'in Kedisi olmak vardı
Hayatta
Yaşıyor musun ölüyor musun?
Belli değil
Aşksız sevgisiz dünya döner mi?
Sevgidir dünyanın ikinci güneşi

İnsanlar düşünen hayvandır
Aynaya baktığında aslında en vahşi yaratığı görürsün
İnsan içinde ne sevgiler ne güzellikler
Ne hainlikler ne hileler
Vardır
Ve ne
Vahşilikleri zalimlikleri düşünüyor bilemezsin
Nerede ise ilk çağa döner

Komutanlar yönlendirdiniz insanları
İnsanlığa sahip çıktınız
Medeniyetlere beşiklik ettiniz
Değerleri korudunuz
Ne İsa ya ne Musa ya ne Muhammed e
Yarandınız
Ama bilimdir çıkar yol
Devrimcilerin daima dosttu olmaz
Bora tipi fırtına duymuş gibi
Şimşekler çaktı
Cereyan çarpmış gibi uyandım
Ne kütüphane vardı
Ne filozoflar bilim adamları
Edebiyatçılar komutanlar
Hepsinden Allah razı olsun
Dünyamızı güzelleştirdikleri için
Derin bir nefes çekerek
Of dedim
Onlardan daha çok ürktüm korktum
Ama sevdim
Elimde sihirli bir değnek olsa da
Bilgileri beynime eklesem
Kainatın tüm sırlarını öğrensem

CEMAL BORANDAĞ

TEK KALPLE YAŞAYAMAM.

Evliliklerinin 50.yılını kutlayanlara mutluluklarını devamı dilerim.


Yaşamın gereğidir,toplumsallık.
Zordur,Çin ordusu içinde,
Yalnız yaşama duygusu.
Tek kalple yaşayamam.

Beraber gülmeliyiz,eğlenmeliyiz.
Yaşamın güzelliklerini,paylaşmaktır.
Mutluluk,paylaşıldıkça çoğalır.
Tek kalple yaşayamam.

Hayatımızın aynasıdır,yaşadıklarımız.
Benzeriz,birbirimize zamanla.
Kalplerimiz ,beraber çarpıyordu.
Tek kalple yaşayamam.

Cemal BORANDAG.23 Ekim 2016.Tuzla-İstanbul.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE



Kuleliye girdim ne hayaller
Amanım İstanbul’un güzelliği
Genç günlerim gençlik günlerim
Harp okuluna girdim
Demire su verilir çelikleşir ya
Bende çelik gibi oldum
Ne zaman Teğmen oldum
Omuzlarımda yıldızlar taşıyorum
Kendimi Mareşal hissettim
Yolda giderken
İkide bir yıldızlar düşmesin diye
Ellerimle tutuyor okşuyorum
Ne zaman Üsteğmen çıktım
Karşımda 120 Türk genci
Hepsi birbirinden yakışıklı
İnançlı yiğit
O zaman subay olduğumu anladım
Ne zaman Yüzbaşı oldum
O zaman diyorum dünyanın en güzel rütbesi
Yakaladım akıl mantık bilim devrede
Bölük atışta sporda eğitimde
Her zaman başarılı
Ne zaman Binbaşı oldum
Binbaşı bin akılı bir arada taşıyorum
İnsanlara topluma Türk milletine karşı
Eğitim sorumluluklarım var
Ona göre davrandım
Ne zaman Yarbay oldum
Biraz olgun biraz ağırbaşlı
Askerlerime tecrübe nezaket örneği oldum
Ne zaman Albay oldum
Aman aman ne zor
Geçmişe gelmişe karşı sorumluluklar sorunlar
Saclarımı beyazlattı
Herkes ağızdan çıkacak söze göre hareket ediyor
Onu da Atatürk ne güzel söylemiş
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir
Subaylığımı bu düşünce ile başardım
Mutluyum

21 Ekim 2016 Cuma

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi

Bazı nur içinde, bazı sisteyim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi

Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi

Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi

Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi

Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

Sabahattin Ali

CANIM OĞLUMA / KIZIMA...


Benim yaşlandığımı düşündüğün gün
Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış…Yemek yerken üstümü kirletirsem üzerimi değiştirecek gücüm yoksa.
Lütfen sabırlı ol.Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla...
Seninle konuşurken,sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle.
Sen küçükken,uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.
Banyo yapmak istemediğimde;
Beni utandırma yada azarlama…
Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi
ve oyunlarımı hatırla..Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürse bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…
Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam…lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı… eğer hatırlayamazsam,sinirlenme…çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil,senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.
Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim…
İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi… yaşamı göğüslemeyi…
Eğer bir şey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem yada yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim.
Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde bana elini ver…
Tıpkı,benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.
Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde ve ölmek istediğimi…kızma…Bir gün anlayacaksın…yaşımın;zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış,
Bir gün şunu anlayacaksın:hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve senin yolunu hazırlamaya çalıştım
Senin yanında olduğumda üzgün,kızgın yada güçsüz hissetme kendini.
Benim yanımda olmalısın,beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.
Yürümeme yardımcı ol ve yolumu sabır ile,sevgi ile bitirmeme....
Benim için yaptıklarını,bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.
Seni çok seviyorum oğlum/kızım….Ve hep seveceğim…

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE


Kuleliye girdim ne hayaller
Amanım İstanbul’un güzelliği
Genç günlerim gençlik günlerim
Harp okuluna girdim
Demire su verilir çelikleşir ya
Bende çelik gibi oldum
Ne zaman Teğmen oldum
Omuzlarımda yıldızlar taşıyorum
Kendimi Mareşal hissettim
Yolda giderken
İkide bir yıldızlar düşmesin diye
Ellerimle tutuyor okşuyorum
Ne zaman Üsteğmen çıktım
Karşımda 120 Türk genci
Hepsi birbirinden yakışıklı
İnançlı yiğit
O zaman subay olduğumu anladım
Ne zaman Yüzbaşı oldum
O zaman diyorum dünyanın en güzel rütbesi
Yakaladım akıl mantık bilim devrede
Bölük atışta sporda eğitimde
Her zaman başarılı
Ne zaman Binbaşı oldum
Binbaşı bin akılı bir arada taşıyorum
İnsanlara topluma Türk milletine karşı
Eğitim sorumluluklarım var
Ona göre davrandım
Ne zaman Yarbay oldum
Biraz olgun biraz ağırbaşlı
Askerlerime tecrübe nezaket örneği oldum
Ne zaman Albay oldum
Aman aman ne zor
Geçmişe gelmişe karşı sorumluluklar sorunlar
Saclarımı beyazlattı
Herkes ağızdan çıkacak söze göre hareket ediyor
Onu da Atatürk ne güzel söylemiş
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir
Subaylığımı bu düşünce ile başardım
Mutluyum

18 Ekim 2016 Salı

Bir öğrenci annesinin, veli toplantısı sonrası yazdığı yazı paylaşım rekorları kırıyor.


Benim görüşmelerim pek üç dakikayı geçmedi çünkü hemen hepsinde aşağıda yazacağım aynı konuşmaları yaptık. İçeri giriyorum, kendimi tanıtıyorum. Öğretmen listesinden öğrenciyi buluyor ve başlıyor ; “ Hoş geldiniz, oğlunuz çok akıllı bir çocuk. Arkadaşlarına ve bizlere karşı duyarlı ve saygılı. Not ortalaması şöyle, ama ödevlerini sıkı takip etmiyor. Lütfen siz takip edin.” Dinliyorum, son cümleye kadar. “ Ben ödev takip etmem Hocam. Kendisi yapar ise yapar, yapmaz ise sizin göstereceğiniz tepkiye ve sonuçlarına katlanır.” “ Ama biliyorsunuz bizim okulumuzun velilerinde ödevleri takip edebilmesi için bir sistem var. Bunu yapmanız için kuruldu bu sistem.” “ Evet o sistemi duydum ve henüz hiç bakmadım. Bakmayı da düşünmüyorum. Ödevleri takip etmesi gereken kişi oğlum ve kontrolde sizin işiniz, benim değil.”
“ Peki, bunu neden yapıyorsunuz ?” “ Hocam, ben de eğitimciyim ve ödevin aile de bir soruna dönüşmesine karşıyım. Tamam tekrar öğrenmeyi pekiştirmesi açısından yararlı ama kontrolcüsü veli olmamalı. Kontrol veliye bırakıldığında ve bu konuda takip veliden beklenildiğinde evde bazı sorunlara sebep olabiliyor. En basiti anne-baba ve çocuk arası her akşam bir ödev gerginliği yaşanıyor. Tüm günü okulda geçiren çocuğun bir de evde sınırlı zaman geçirdiği anne-babası ile ödev yüzünden sorun yaşamasını doğru bulmuyorum. Ben her akşam oğluma yapması gereken ödevleri var ise yapmasını hatırlatır ve bırakırım. Yapmaz ise okulda ki sonuçlarına katlanacağını bilir.” “ Ama unutmayın, iki sene sonra TEOG sınavı var. Şimdiden başlayıp daha fazla test çözmesi gerek.” “ Sayın Hocam, TEOG sistemi iki sene sonra neye dönüşecek belli bile değil. Üstelik benim ne oğlumdan ne sizden o sınava hazırlanıp, muhteşem bir sonuç getirmesi yönünde bir beklentim yok. Elinden geleni yapar, bu iyi bir sonuç getirirse ne ala, getirmez ise ona göre bir süreç yaşarız. Şimdiden ilerde ne olacağı belli olmayan bir sistem için çocuğumu zorlamam.” “ Anladım, ilginç bir velisiniz. Pek karşılamıyorum sizin gibi veli ile, daha çok çalışsın, daha çok test çözsün dediğimde çoğu veli memnun oluyor. Ve onlarda benden aynısını istiyor. Sizin benden istediğiniz bir şey var mı ?” “ Var Hocam, tek bir şey istiyorum. Çocuğumla olumlu duygusal bağ kurun lütfen. Çünkü benim oğlum sevmediği öğretmenden bir şey öğrenmiyor. Ve ben inanıyorum ki tüm çocuklar böyle.
Eğer siz onlarla olumlu duygusal bağ kurarsanız, bu bağ sayesinde derste anlattığınız her şeyi dikkatle dinleyecek ve doğal olarak öğrenecekler zaten. Her çocuğu sevmek zor, bunu yapın demiyorum ama en azından olumlu bir bağ kurun. Benim oğlum işitsel ve görsel bir çocuk, yani sizinle olumlu bir bağı varsa derste anlattığınız, tahtaya yazdığınız her şeyi zaten öğreniyor. Ve inanın bana bunun üstüne ödev yapmasına da gerek olmuyor.” Teşekkür edip çıkıyor ve diğer öğretmenle aynı şeyleri konuşmak üzere yan odaya geçiyorum. Uzun yıllardır hem eğitimciyim hem anneyim. Hem öğrencilerimden hem çocuklarımdan bu konuda çok şey öğrendim ve yaşadım. Sırf öğretmenini sevmiyor diye başarılı olduğu bir derste gerileyen ya da öğretmenini sevdi diye daha önce hiç ilgisi çekmemiş derste birden çok ilgili olmaya başlayan öğrenciler gördüm. Öğretmenlik cidden çok zor bir iş bunu ben de yaşıyorum. Her öğrenciyi sevmek ya da her an sevgi dolu davranmak kolay yapılır bir şey değil. Ama şunu unutmamak için ben kendimi sık uyarıyorum; “ Öğrencilerin sana olan duyguları çok önemli ve eğer bu mesleğe soyunduysan sınıfa girdiğin anda her çocukla bir şekilde olumlu duygusal bir temas kur. Bazen bir söz, bazen bir göz teması, bazen belki sırtını sıvazlama ya da başını okşama ile seninle bir bağ kurmadan o sınıftan tek bir öğrencinin bile çıkmasına izin verme. “ Sema Deniz

Kaynak: http://www.ogretmenlerhaber.com

İkokul 5. sınıfta

İkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen "Çocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayım" dedi. 10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı. Öğretmen yanına geldi. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu. Çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadığını farketti. Bu bir sinek resmiydi. Öğretmen şaşkınlıkla sordu:
-Senmi yaptın oğlum bu resmi?
-Evet öğretmenim.
-Peki bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki, at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak. O kadar canlı. Şaşıran Öğretmen; "Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım" dedi. Son dersten sonra Ahmetle beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş,üzerinde yorganı bir adam yatiyordu. Öğretmen konuşmaya başladı:
-Geçmiş olsun efendim.
-Teşekkürler.
-Ben oğlunuzun...
-Allah kahretsin oğlumu.
-Aman böyle söylemeyin, yaptığı resimler...
-Onun yaptı resimler yerin dibine batsın.
-Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun...
-Yeteneğine başlatmayın şimdi.
-Peki ne oldu, niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
-Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu eşşoğlu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çiziktirmiş...

13 Ekim 2016 Perşembe

85 yaşından da bir adam

85 yaşından da bir adam doğum hanenin kapısında beklemektedir.
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
Doktor- "içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
Adam- "Evet,eşim.”
Doktor- "Ama bayan 25 yaşlarında..."
Adam- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
Doktor- "Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
Adam- "Nesi varmış dedenizin?"
Doktor- "Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi Israr etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
Adam- "Olur mu, başkası vurmuştur onu."
Doktor- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte .. başkası vurmuştur..

ALEVİ-BEKTAŞİ FELSEFESİ


ALİ TURA
Alevi-Bektaşi felsefesi insan-ı kamil olup kurtuluşa selamete çıkmaktır. Doğa ve insanı tanımaktır. Tanımak bilmektir. Bilmek her hususta dünya ve tabiat hakkındaki bilgiye dayanan karanlığa karşı aydınlığı savunan bu gibi kurallara uygun olarak davranan kimse demektir.
Dört kapı kırk makam, inancın içerisinde doğanın diyalektik felsefesinin derin iz düşümlerini görürüz. Toprak, Su, Hava, Ateş gibi elementlerin oluşumunu ve işlevlerini inceler insanın da bu elementlerin toplamından oluştuğu gerçeğini savunur.
Varoluşta yok oluşu savunmaz, varoluşta dönüşümü savunur. İnsan hayatının bir dönemin sonu olarak görünen olguya (ölüm) başka bir dönemin ve yaşamın başlangıcı olarak bakar. Dönem ömrünü tamamlamış olan cana, “Hakka yürüdü” derler. Hak; burada dönüşümü sağlayan, dönüştürücü güçtür.
İnsan-ı kamiller’den oluşmuş topluluk yaşamsal alanda iyiye, birlikteliğe doğru ibadet eder, bütün dünya insanlığını da davet eder ve doğa ile barışık varlığın birliğine, Hü... çeker.
Felsefe bir dünya görüşüdür, pratik sonuçlara yol açan bir dünya görüşüdür der, Georges Politzer, (felsefenin temel ilkeleri sayfa 15).
Alevi-Bektaşi felsefesi, 13. yıldan günümüze kadar Anadolu halklarına ışık tutan, insanca yaşamı ve daha iyiyi önermekle dikkat çeker. Bu felsefe, doğa ile barışık hale getirdiği insanın ancak Ehli kamil anlayışını benimsediğinde kurtuluşa ereceğini anlatır. Ayrıca karanlık, kör felsefik anlayışların karşısında, aydınlık bir dünya görüşünü savunan da bu felsefedir, Bu yüzden Anadolu’ya güvercin donuyla gelen onlarca inanç guruplarını bir araya getiren ve merkezi piramit oluşturan, yol bir sürek bin bir diyen, Hünkar Hacı Bektaş Veli felsefesini inceleyip öğrenmek her Alevi-Bektaşi için önem arz etmektedir.
Ser çeşme yazılarında, Veliyettin Ulusoy, pirimizin belirttiği gibi, Alevi-Bektaşilik’te inanç birliği "Tarik-i mustakim" (doğru yol) "Tarik-i Nazenin" (yüce yol, ince yol) olarak adlandırarak bu yola uyanlar İnsan-ı kamil olup "Güruh-u Naci'ye, Kurtulmuş selamete çıkmışlara katılırlar.
Derviş Halim den iki dize
Bektaş-ı Veli'nin Yolun bilmeyen
Gündüzü karanlık gece sayılır...............

HAYAT YAŞAMAYA DEĞER


Hayat yaşandıkça, yaşayabildikçe, yaşatabildikçe güzel...
Siyahın yerine beyazı koyabildikçe güzel..
Güneşle birlikte yağmuru sevdikçe güzel...
Doğada ki tüm canlıları, koşulsuz,çıkarsız,
karşılık beklemeden sevdikçe güzel...
Gülebildikçe, güldürebildikçe güzel...
Kin ve nefretin yerine sevgiyi koyabildikçe güzel...
Saygıyı kaybetmediğimiz sürece güzel...
İyiyle kötüyü ayırabildiğimiz sürece güzel...
Ve hayatın tüm acımasızlığına rağmen
bozulmadan kendin kalabildikce güzel.. !
Bunları başarabildiğimiz sürece yaşamak güzel...
Hayat yaşamaya değer..

60 Yaşın Üzerindekilere Nasihatler...


Yaşınız kaç olursa olsun sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim
Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur
Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil...
Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git... Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

11 Ekim 2016 Salı

YOLCULUK

Öykü ile başlar,yolculuk.
Sıla anamızdır,
Gurbet sevgilimizdir.
Yolculuk,yüreğinin yerinde sökülüp,
Elimize verilmesi gibidir.
Gurbet,el kapısıdır.,ekmek kapısıdır.

Şafakla beraber,yoğun tutkuları,dertleri getirir.
Ayılık azabı içimizde barınmakta,
Düşünceleri beni tüketmektedir.
Tutkum beni çoşturuyor,
Taşkınlığım içimi kemiriyor.
Gözyaşlarım,değerli sırlarımı açığa vuruyor.
Gururuma ihanet ediyor.
Benim gibi aşık olunca,
Bitkinliğimi,tükenmişliğimi,acılarımın,
Çaresini bulamıyorum.
Yüreğimdeki cehennem ateşi,gittikçe daha fazla artıyor.
Alevlerin yoğunluğu,ciğerimde uçurumlar açıyor.

Ayrılık gününde sevgiliye veda edemedim.
Ah pişmanlıklar,ah ızdırap.
Ama sen çektiklerimi,dosta anlatacak olan ey yolcu,
Ona hiç bir kalemin tasvir edemiyeceği acılara,
Katlandığımı söyle.
Vallahi,sevgiliye aşktan yana hep bağlı kalacağım.
Buna emin ederim.
Çünkü aşkın kitabında yemin geçerlidir.
Ey seher yeli,git götür selamımı o sevgiliye
Ve ona uykusuzluğumun tanığı olduğunu söyle.

Bin bir gece masalıdır,Aşk.

Cemal Borandağ.09 Ekim 2016 Tuzla-İstanbul